Öğrenme Psikolojisi

  • Premack İlkesi – Koşullu Anlaşma

    Premack İlkesi - Koşullu Anlaşma

    Premack İlkesi ve Koşullu Anlaşma birbirleriyle sıkça karıştırılan iki edimsel koşullanma kavramıdır. Bu iki kavramı aşağıda tanımları ve örnekleriyle bulabilirsiniz.

    Premack İlkesi

    Kişinin yapmak istemediği bir etkinliği, kişinin yapmak istediği bir etkinlikle pekiştirmeye Premack İlkesi denilir. Ayrıca büyükanne ilkesi olarak da bilinir.

    Örnek: Odasını toplamak istemeyen bir çocuğa annesinin odanı toplarsan bilgisayarla oynayabilirsin demesi güzel bir örnektir.

    Pekiştireç yerine etkinlik kullanmayı seçen bu tekniği anne babalar sıkça kullanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta istenen etkinliğin istenmeyen etkinlikten sonra verilmesidir. Yani bilgisayarla oynamak isteyen çocuğa önce bilgisayarla oyna, ödevini sonra yaparsın denmesi bu tekniğin çalışmamasına sebep olacaktır. Önce istenmeyen etkinlik yani ödev yapılmalı, daha sonra ise istenen etkinlik olan bilgisayarla oynamaya geçilmelidir.

    Koşullu Anlaşma

    Adından da anlaşılacağı üzere Koşullu Anlaşmada anlaşma yapma vardır. Çocukla ebeveyn anlaşma yaparlar. Birey pekiştireç alabilmek için belirlenen bir koşula uyar ve pekiştireci alır. Genel olarak şöyle yaparsan ben de böyle yaparım üzerine bir anlaşma kurulur. Koşullu anlaşmayı aşağıdaki örnekle daha iyi anlayabilirsiniz.

    Örnek: Ödevlerini yapmayan bir çocuğa ödevlerini yaparsa istediği bir şeyi yapacağını söylemek.

    Görüldüğü üzere koşullu anlaşmada bir anlaşma yapılmıştır. Çocuk ödevlerini yapmak istemezken ebeveyn ödevlerini yapması halinde kendisinin onun istediği bir şeyi yapacağını söylemiştir.

    Premack İlkesi – Koşullu Anlaşma Farkı

    Premack ilkesinde her iki etkinlik de birey tarafından yerine getirilir. Ancak koşullu anlaşmada birey bir etkinliği yerine getirirken diğer etkinliği bir başkası yerine getirir.

    Premack ilkesi kendi kendine uygulanamazken, koşullu anlaşma kendi kendine uygulanabilir. Örneğin kişi kendi kendine “Ders çalışırsam film izleyebilirim” diyebilir. Kendi kendisiyle anlaşma yapabilir.

    İkisinin arasındaki fark şu şekilde daha iyi anlaşılabilir.

    Premack’ta ” Şunu yaparsan, bunu da yapabilirsin” , “Ödevini yaparsan bisiklet sürebilirsin”

    Koşullu anlaşmada ” Şunu yaparsan, bunu yaparım” , “Ödevini yaparsan seni gezmeye götürürüm”

    Youtube kanalımıza abone olabilirsiniz!

  • Pekiştirme Tarifeleri

    pekiştirme tarifeleri

    Pekiştirme tarifeleri, pekiştirecin zamana göre ya da davranışın miktarına göre verilmesini ifade eder. Bu tarifeler sürekli pekiştirme, sabit aralıklı pekiştirme, artan aralıklı pekiştirme, değişken aralıklı pekiştirme, sabit oranlı pekiştirme, artan oranlı pekiştirme, değişken oranlı pekiştirme, birleşik pekiştirme olmak üzere kendi içinde ayrılır. Pekiştirme Tarifelerini aşağıda bulabilirsiniz.

    Bu konu anlatımını okumadan önce Pekiştireç ve Pekiştirme konu anlatımını okuyarak ön bilgilerinizi arttırabilirsiniz.

    Pekiştirme Tarifeleri

    Pekiştirme Tarifeleri üçe ayrılır. Bunlar Zaman Aralıklı Pekiştirmeler ve Oranlı Pekiştirmeler ve Sürekli Pekiştirmedir.

    Sürekli Pekiştirme

    Kazandırılmak istenen davranış her gösterildiğinde pekiştireç verilir. Her istenen davranış her seferinde pekiştirilir. Davranışın kazandırılması için ilk aşamada oldukça etkilidir.

    Örnek: Öğrenci ödevini her yaptığında öğretmenin ona çikolata vermesi.

    Zaman Aralıklı Pekiştirmeler

    Sabit Aralıklı Pekiştirme

    Davranışın belli zaman aralıklarında pekiştirilmesidir. Pekiştirecin verileceği zaman aralığı önceden belirlenmiştir.

    Örnek: Çalışanın maaşını ayın 15’inde alması.

    Değişken Aralıklı Pekiştirme

    Pekiştirme farklı zaman aralıklarında yapılır. Pekiştirmenin yapılacağı zaman belirsizdir. Önceden kestirilemez.

    Örnek: Polislerin farklı zamanlarda trafiği kontrol etmeleri.

    Artan Aralıklı Pekiştirme

    Pekiştirmenin yapılacağı aralık davranış her ortaya konduğunda öncekine göre sabit olarak arttırılır.

    Örnek: Ödevini yapan bir öğrenci önce ilk gün pekiştirilmiş. Daha sonra iki gün sonra daha sonra üç gün sonra pekiştirilmiştir.

    Oranlı Pekiştirme

    Sabit Oranlı Pekiştirme

    Belli sayıda tekrar edilen davranışlar pekiştirilir.

    Örnek: Bir öğrencinin okuduğu her 10 kitap sonrasında bir çikolata alması.

    Değişken Oranlı Pekiştirme

    Farklı sayılardaki davranışların ardından pekiştireç verilir. Pekiştirecin kaç davranış sonucunda verileceği kestirilemez. Bu nedenle davranışın kalıcılığını sağlamak için en etkili pekiştirme tarifesidir.

    Örnek: Öğrenciye çikolatanın bazen 5, bazen 3, bazen ise 10 kitaptan sonra verilmesi.

    Artan Oranlı Pekiştirme

    Her davranış ve pekiştirme sonrasında, istenen davranış miktarı arttırılır.

    Örnek: Öğrenci önce 1 kitap okuyunca pekiştirilirken daha sonra 5 kitap okuyunca, 9 kitap okuyunca pekiştirilmesidir. Okunması istenen kitap miktarı kademeli olarak arttırılmıştır.

    Birleşik (Katışık) Pekiştirme

    Zaman ve oran aralıklı pekiştirmelerin birlikte kullanılmasıdır. Tek bir pekiştirme tarifesi yoktur birden fazla pekiştirme tarifesi birlikte kullanılmıştır.

    Örnek: Bireyin maaş alabilmek için hem belirli çalışma gününü ve belli bir oranda görevi tamamlamış olması.

    Pekiştirme İlkeleri

    • Daha küçük yaşlardaki çocuklar için maddesel pekiştireçler daha da etkilidir. Daha büyük çocuklarda ise sözlü pekiştireçler de etkili olmaya başlar.
    • Pekiştireç önce her yapılan doğru davranışa, daha sonra ise yalnızca üst düzey davranışlara verilmelidir. Pekiştirme tarifeleri bu nedenle doğru kullanılmalıdır.
    • Pekiştirecin miktarı da oldukça önemlidir.
    • Sürekli Pekiştirmenin bazı dezavantajları vardır. Bu dezavantajlardan biri kişinin sürekli olarak pekiştireç beklentisi içinde olmasıdır. Davranışı sadece pekiştireç için yapar hale gelmesi önemli bir dezavantajdır.
    • Her pekiştireç her bireyde aynı etkiyi yaratmaz. Bu nedenle pekiştirecin niteliği de oldukça önemlidir. Pekiştireç kültüre ve bireysel özelliklere göre seçilmelidir.
    • Pekiştirme istenilen davranıştan hemen sonra yapılmalıdır. Davranıştan hemen sonra yapıldığında davranış ile pekiştireç arasında belli bir ilişki sağlanır. Böylece pekiştirme sağlıklı bir şekilde gerçekleşir. Araya fazla zaman girerse kişi, pekiştireç ve davranışı eşleştiremeyebilir.

  • 1. Tip Ceza ve 2. Tip Ceza

    1. Tip Ceza

    Ceza organizmanın hoşuna gitmeyen, ona rahatsızlık veren uyarıcılara verilen addır. Ceza ortama konduğunda yapılan davranışın sıklığı azalır. Edimsel Koşullanmada sıkça kullanılan 1. Tip Ceza ve 2. Tip Ceza olarak iki tür ceza karşımıza çıkar. Bu ceza türlerini aşağıda örneklerle beraber bulabilirsiniz.

    1. Tip Ceza

    Bu cezaya olumlu ceza da denmektedir. Yapılmakta olan davranışın sıklığını azaltmak için ortama organizmanın hoşuna gitmeyen, istenilmeyen uyaranlar verilir.

    Örnek: Yaramazlık yapan çocuğa annesinin bağırması.

    2. Tip Ceza

    Bu cezaya olumsuz ceza da denmektedir. Yapılmakta olan davranışın sıklığını azaltmak için ortamdan organizmanın hoşuna giden uyarıcıların çıkartılmasıdır.

    Örnek: Annenin yaramazlık yapan çocuğun harçlığını kesmesi.

    Cezanın Ortaya Çıkardığı Sonuçlar

    • Ceza davranışın geçici olarak bastırılmasını sağlar. Davranışın yapılmamasını değil, yakalanmamayı öğretir.
    • Hangi davranışın doğru olduğunu öğretmez, sadece hangi davranışın ne zaman yapılmaması gerektiğini gösterir.
    • Ceza bazı durumlarda pekiştirici etki yaratabilir.
    • Ceza öğrencide bazı psikolojik sorunlara yol açabilir. Bunlar agresiflik, saldırganlık, inatlaşma olabilir.
    • Ceza alındığında daha öncesinde yapılandan daha kötü bir davranışa yönelinebilir.
    • İstenen davranışı öğretmez, yalnızca istenmeyen davranışları baskı altında tutar.

  • Edimsel Koşullanma

    edimsel koşullanma

    Skinner tarafından ortaya atılmıştır. Organizmanın gerçekleştirdiği bir davranışın pekiştirildikten sonra tekrar yapılma olasılığının arttırılmasıyla ilişkilidir. Klasik koşullanma uyarıcılar tarafından kontrol edilirken edimsel koşullanma davranışın sonuçları tarafından kontrol edilir.

    Edimsel Koşullanma İlkeleri

    • Organizmanın davranışlarının çoğu bilinçlidir. Pekiştireçler sonucunda şekillenir.
    • Davranış uyaran olmadan ortaya çıkar ancak sonuçları tarafından kontrol edilir.
    • Organizma kendini cezadan kurtaran ve ödüle götüren davranışları daha sık tekrarlar.
    • Davranışı devam ettiren şey davranışın sonuçlarıdır.

    Edimsel Davranış

    Herhangi bir uyarıcı olmadan ortaya çıkan ve sonuçları tarafından kontrol edilen davranışlara denir. Önce davranış gerçekleştirilir. Daha sonra bu davranışa göre ceza veya ödül verilir. Böylece davranışın tekrar gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceği organizma tarafından belirlenir. Sonuçlarından etkilenen bu davranışlara edimsel davranış denir.

    Edimsel Koşullanma

    Organizmanın kendiliğinden ortaya koyduğu bu davranışlar ödüllendirilir veya cezalandırılır. Ödüllendirilen davranışlar tekrar ortaya çıkma eğilimi gösterirken cezalandırılan davranışlar tekrar ortaya çıkma eğilimi göstermezler. Görmezden gelinen davranışlar ise sönme eğilimi gösterirler.

    Örnek: Fizik sınavına çalışan ve yüksek bir not alan bir öğrenci ödüllendirilmiş olmaktadır. Bu öğrenci bir sonraki seferde de daha çok çalışacaktır. Buna edimsel koşullanma denir.

    Edim davranış demektir. Edimin yani davranışın artmasını veya azalmasını sağlayan da edimin sonuçlarıdır.

    Ahmet top oynarken okulun camını kırdı (Edim, davranış) ve okul müdürü ona kızdı (ceza). Böylece Ahmet top oynamayı kesti.

    Skinner hakkında daha çok bilgiyi şu adresten bulabilirsiniz.

  • Karşıt Koşullanma Türleri

    karşıt koşullanma

    Karşıt Koşullanma istenmeyen bir tepkiye, karşıt davranışın koşullanmasıdır. Klasik koşullanma yoluyla istenmeyen davranışları ortadan kaldırmak için de kullanılabilir. Karşıt Koşullanmanın iki farklı tekniği vardır. Bunlar İtici Uyarıcıyla Koşullama ve Sistematik Duyarsızlaştırmadır.

    Karşıt Koşullanma

    Karşıt Koşullanma en basit tabirle istenmeyen bir tepkiye, karşıt davranışın koşullanmasıdır. Birbirine zıt davranışları koşullanma ile ortaya çıkarmak karşıt koşullanmaya örnek gösterilebilir.

    Örnek: Köpekten korkan çocuğa köpeği sevdirmek.

    İtici Uyarıcıyla Koşullanma

    İtici uyarıcıyla koşullanma yönteminde alışkanlıkla istenmeyen (itici) uyarıcı aynı anda verilir. Bu neden bu yöntem daha çok bırakılamayan alışkanlıkların bitirilmesi için kullanılmaktadır. Bu yöntemle birçok kötü ve bırakılması zor alışkanlık başarıyla bırakılmıştır.

    Örnek: Sigarayı bırakamayan birisinin mide bulandırıcı ilaçla beraber sigara içmesi istenir. Birey bir süre sonra sigarayı gördüğünde midesinin bulandığını hissedecektir.

    Sistematik Duyarsızlaştırma

    Bu karşıt koşullama tekniği bireye korku ve kaygı veren durumlarda bireyin duyarsızlaşmasını ve rahatlamasını sağlayan durumu amaçlar. Fobilerin etkisini azaltmayı amaçlar. Birden fazla aşaması vardır.

    İlk aşamada bireye nasıl rahatlayacağı öğretilir. Birey vücudunu gevşetebilir.

    İkinci aşamada bireyin en çok korktuğu durumdan en az korktuğu duruma göre hiyerarşik bir sıralama yapılır. Birey en az korku duyulan durumla karşı karşıya bırakılır. Daha sonra diğer korku durumlarıyla da karşı karşıya kalmaya başlar. Her korku durumunda daha önce öğrendiği gevşeme ve rahatlama egzersizlerini kullanır. Böylece en çok korku duyulan durumda da birey gevşemeyi başarırsa sistematik duyarsızlaştırma başarılmış demektir.

    Sistematik duyarsızlaştırma korkunu karşıtı olan gevşemenin birlikte kullanılarak korkuyu yok etmeye çalışır.

    Diğer Klasik Koşullanma Yöntemleri

    Karşı Karşıya Getirme (Taşırma)

    Koşullu tepkiyi ortadan kaldırmak için kendisinden kaçınılan uyarıcı ile organizmayı belli bir süre bir arada tutmaktır.

    Örnek: Tavuklardan hoşlanmayan birinin tavuklarla dolu bir odaya konması.

    Geçici Koşullanma

    Yalnızca koşulsuz uyaranı kullanarak organizmanın bu eş zaman aralıklarında koşullu tepkiyi vermesidir. Burada koşullu uyaran haline dönüşen şey zaman aralıklarıdır. Bu kavram için örnek vermek anlamayı daha da kolaylaştıracaktır.

    Örnek: Yıllardır saat 7:00 ‘da kalkan birinin alarmını kurmayı unutmasına rağmen yine de saat 7:00’da kalkması. Zaman artık bu kişi için koşullu uyaran haline gelmiştir.

  • Garcia Etkisi Nedir?

    Garcia Etkisi

    Garcia Etkisi bir olaya veya bir objeye yönelik olumlu veya olumsuz tutumların, o olayı veya objeyi andıran diğer öğelere de yansımasıdır. Gracia etkisini iki temel sonuç olarak ele almak mümkündür. Bu iki etkiyi ve örnekleri aşağıda bulabilirsiniz.

    Garcia Etkisi

    Daha önce de yazıldığı gibi bir olaya yönelik olumlu veya olumsuz tutumun, o olayı andıran ve çağrıştıran diğer olaylara objelere, kısacası öğelere yansımasıdır.

    Örnek: Bir kişi ilk defa bir AVM’ye gider. Bu kişi AVM’deki güvenlik görevlisi tarafından azarlanır. Bu kişi böylelikle AVM’ye karşı olumsuz bir tutum geliştirmiştir. Bu olumsuz tutum daha sonra AVM’deki mağazalara, restoranlara ve kafelere karşı da gösterilmiştir. Kişinin AVM’ye karşı tutumları AVM’yi çağrıştıran diğer öğelere de yansımıştır.

    Not: Garcia etkisi klasik koşullanma ile gerçekleşir. Garcia araştırmarlarının sonucunda iki temel bulguya ulaşmıştır. Bunlar birinci bulgu ve ikinci bulgu (olumsuz tat koşullanması) şeklinde ayrılabilir.

    Birinci Bulgu

    Her türlü uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı arasında bağkurulamaz. Aralarında bağ kurulacak öğelerin birbirleriyle benzer olması gerekir.

    Örnek: Kütüphaneye giden bir kişi memur tarafından azarlanınca kişi, kitaplara, raflara ve okumaya karşı olumsuz tutum gerçekleştirmiştir.

    Örnekte de görüldüğü gibi kütüphaneye karşı olumsuz davranış besleyen kişinin bu olumsuz tutumu kütüphane ile benzer öğelere yansıyacaktır. Benzer olmayan öğelere herhangi bir etkide bulunamaz.

    İkinci Bulgu – Olumsuz Tat Koşullanması

    Klasik koşullanmada uyarıcı tepki bitişikliği gerekli değildir. Garcia bu görüşüyle bitişiklik kuramlarına karşı çıkar.

    Örnek: Bir kişi öğlen lokantada tavuk yedikten sonra eve döner. Bu kişinin akşam midesi bozulur ve hastahaneye gider. Yediği tavuktan dolayı midesi bozulan kişi artık tavuğa karşı olumsuz tutum besleyecektir. Tavuk aklına geldiğinde midesi bulanacaktır.

    Örnekte görüldüğü gibi kişinin yemek yediği zaman ile koşullandığı zaman arasında uzunca bir süre vardır ancak bu süre koşullanmanın oluşmasına engel değildir. Bu koşullanma türünün ismi olumsuz tat koşullanması olduğundan sadece emekle ilgili olduğu yanılgısına düşülmemesi gerekir. Burada vurgulanmak istenen koşullanmanın oluşması için bitişikliğin gerekli olmadığı konusudur.

  • Öğrenilmiş Çaresizlik – Kendini Gerçekleştiren Kehanet

    Öğrenilmiş Çaresizlik - Kendini Gerçekleştiren Kehanet

    Öğrenilmiş Çaresizlik ve kendini gerçekleştiren kehanet KPSS Öğrenme Psikolojisi içinde yer alan ve karıştırılan iki konudur. Öğrenilmiş Çaresizlik nedir? ve kendini gerçekleştiren kehanet nedir? sorularının cevabını aşağıda bulabilirsiniz.

    Öğrenilmiş Çaresizlik

    Organizmanın çaresizliği öğrenmesine ve artık ne yaparsa yapsın içinde bulunduğu durumu değiştiremeyeceğine ilişkin inancına öğrenilmiş çaresizlik denir. Organizma ne kadar çabalasa da durumu değiştiremeyeceğine inandığından pasif kalır ve çabalamaz.

    Bu durum şu deneyle daha iyi gözlemlenmiştir.

    Pireler, bir kavanozun içine yerleştirilmişlerdir. Kavanozun kapağı da açık bırakılmıştır. Bir süre sonra hepsi zıplayarak kaçmıştır. Bunu bir kaç kez tekrarladıktan sonra, bir kez de kapak kapatılmıştır. Pireler yine zıplayıp çıkmaya çalışmışlar,ama her sefer kapağa çarpıp geri düşmüşlerdir. Uzun bir süre sonra kapak açılsa da, pirelerin zıplamasına rağmen dışarı çıkamadıkları görülmüş. Çünkü artık pireler kapak seviyesini geçecek kadar zıplamayı becerememektedir. Artık kapağı kapamaya gerek kalmamıştır,çünkü açık da olsa pireler kaçmayı başarma yetilerini kaybetmişlerdir. Öğrenilmiş çaresizliğe sahip olan bu pireler, artık başaramayacaklarını öğrenmişlerdir. Kaynak

    Kendini Gerçekleştiren Kehanet (Pygmalion Etkisi)

    Birey olumsuz düşüncelerini doğrulayan, pekiştiren bir durumu yaratır.

    California’da bir ilköğretim okuldunda Kendini gerçekleştiren kehanet şu şekilde uygulanmıştır: Uzmanlar tarafından rastgele bir grup çocuk seçilmiştir. Bu gruptaki çocukların IQ puanları birbirlerine ve okuldaki diğer çocukların puanlarıyla oldukça benzerdir. Ancak bu puanları öğrenciler ve öğretmenler bilmemektedir.

    Uzmanlar bu rastgele seçilen öğrencileri bir sınıfta toplar ve bu sınıfta ders verecek öğretmene bu çocukların ortalamanın üzerinde olduğunu ve ilerde oldukça başarılı olacakları söylenir.

    Sene sonunda bu öğrencilerin diğer öğrencilere göre daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Çünkü öğretmenleri bu öğrencilere daha iyi davranmış ve öğrencilere başarılı oldukları her seferinde hatırlatılmıştır. Böylece kendini gerçekleştiren kehanet, kendini gerçekleştirmiştir.

    Öğrenilmiş Çaresizlik – Kendini Gerçekleştiren Kehanet Farkı

    Öğrenilmiş çaresizlikte birey değiştiremediği duruma karşı çaba ahrcamaktan vazgeçer. kendini gerçekleştiren kehanette ise birey olumsuz düşüncelerini doğrulayan durumu kendisi yaratır.

    Yani öğrenilmiş çaresizlikte bir durum organizmada düşünceleri oluştururken, kendini gerçekleştiren kehanette düşünceler organizmanın içine gireceği durumu yaratır.

  • Gölgeleme ve Engelleme

    Gölgeleme ve Engelleme

    Gölgeleme ve Engelleme birbiriyle karıştırılan iki klasik koşullanma kavramıdır. Gölgeleme ve Engelleme nedir sorusunun cevabını ve bu kavramlarının farklarını aşağıda bulabilirsiniz.

    Gölgeleme

    Aynı anda verilen iki nötr uyarandan birinin diğerine baskın gelmesi ve diğerini gölgelemesidir. Bu baskın olan nötr uyaran diğerini gölgeler ve koşullu uyarana dönüşür. Diğer nötr uyaran ise daha az baskındır ve koşullu uyarana dönüşemez. Nötr uyaran olarak kalmaya devam eder.

    Gölgeleme iki koşullu uyarıcı arasında da gerçekleşebilir. Burada asıl önemli olan nokta uyarıcıların aynı anda verilmesi ve birinin baskın gelmesidir.

    Örnek: Trenle yolculuk yapmayı seven Ayşe öğretmen İzmir’e giderken trende bir grup gürültü yapan yolcuyla tartışmıştır. Bu olaydan sonra bir daha trenle seyahat etmek istememiştir. Ancak yarıyılda yolların karlı olması nedeniyle güvenli olmayan karlı yollarda seyahat etmek istemeyen Ayşe öğretmen trenle yolculuk yapmayı seçmiştir. (2011 KPSS soruda örnek olarak verildi). Burada karlı yollardaki tehlike Ayşe’nin trenle olan olumsuz duygularını gölgelemiştir.

    Engelleme

    İki koşullu uyarandan birisi daha önce koşulsuz uyaranla koşullanır. Önce 1. koşullu uyaran daha sonra ise 2. koşullu uyaran verilir. Ancak 1. koşullu uyaran organizmanın 2. koşullu uyarana tepki vermesini engeller. Örnek üzerinde göstermek engellemenin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır.

    Örnek: Doğum gününde annesinden oyuncak hediyesi alan Ali babası gelip ona hediye verdiğinde sevinmemiştir. Bu durumda engelleme yaşanmıştır.

    Örnek: Bir mağazada güzel bir kravat gören Ayhan, diğer kravatlara bakarken ilk gördüğü güzel kravatı aklından çıkartamamıştır. Bu durumda engelleme yaşanmıştır.

    Gölgeleme ve Engelleme Arasındaki Farklar

    • Gölgelemede iki uyaran aynı anda verilirken engellemede önce ilk koşullu uyaranla koşullanma yapılır ve bu uyaran diğerini engeller.
    • Gölgelemede iki koşullu uyarandan biri diğerine göre daha baskındır. Uyaranlar arasında baskınlık yoktur. Engellemede baskınlık olmadığı için organizma ilk koşullandığı uyarana tepki gösterirken diğerlerine göstermez.

  • Üst Düzey Koşullanma – Birleşik ve Duyusal Ön Koşullanma

    Üst Düzey Koşullanma - Birleşik ve Duyusal Ön Koşullanma

    Üst Düzey Koşullanma nedir, Birleşik Koşullanma nedir ve Duyusal ön koşullanma nedir sorularının cevabını konu anlatımında bulabillirsiniz. Üst Düzey – Birleşik – Duyusal Ön Koşullanma birbiriyle karıştırılan kavramlardır. Aşağıda konu anlatımını bulabilirsiniz.

    Üst Düzey (Dereceli) Koşullanma

    Birden fazla uyarıcıya koşullanmanın gerçekleştirilmesine üst düzey koşullanma denir. Bir koşullu uyarana karşı koşullu tepki kazanıldıktan sonra, başka bir koşullu uyarıcıya da koşullanmanın sağlanmasıdır.

    Örnek: Komşusu Ahmet’le kavga eden ve ondan rahatsız olmaya başlayan Duygu’nun Ahmet’in arkadaşı Mehmet’ten de rahatsız olması.

    Bu örnekte 2 koşullanma vardır.

    1. Koşullanma: Kavga sonucu Duygu’nun rahatsız olması ve Ahmet’ten de rahatsız olması.
    2. Koşullanma: Ahmet ve Mehmet’i beraber gören Duygu’nun bu koşullanmayı Mehmet’e de aktarması.

    Birleşik Koşullanma

    Aynı anda birden fazla nötr uyarıcının verilmesinin ardından koşulsuz uyarıcının verilmesiyle oluşur. Birleşik koşullanmada uyarıcılar belli bir sırada verilmez.

    Örnek: Köpeğe zil ve ışık beraber verilir ve ardından et verilir. Köpek bu iki uyarıcıya da birleşik koşullanır. Daha sonra zil çalındığında salya akıtılırken, ışık verildiğinde de salya akıtılır.

    Duyusal Ön Koşullanma

    İki nötr uyarıcının birlikte uygulanması sonrasında birinin koşulsuz uyarıcı ile birleşmesi sonucu her iki nötr uyarıcının da koşullanma sağlamasıdır.

    Örnek: Kerem Ali ve Mehmet’i okulda beraber görmektedir. Daha sonra bir gün Mehmet Kerem’e zorbalık yapmaya başlar. Kerem Mehmet’ten korkmaktadır. Ancak daha sonra Ali’yi görünce de korktuğunu hisseder.

    Üst Düzey Koşullanma – Birleşik ve Duyusal Ön Koşullanma konusu burada sona erdi. Diğer konular için menüyü kullanabilirsiniz.

  • Uyarıcı ve Tepki Genellemesi – Ayırt Etme

    tepki genellemesi

    Genelleme ve Ayırt Etme çok sık karıştırılan iki kavramdır. Genelleme de kendi içinde Uyarıcı Genellemesi ve Tepki Genellemesi olarak ikiye ayrılır. Konu anlatımını aşağıda bulabilirsiniz.

    Genelleme

    Koşullu uyaran yerine benzer başka bir uyaran verildiğinde organizmanın bu uyarıcıya da aynı koşullu tepkiyi göstermesi anlamına gelir. Benzer uyarıcılar arasında genellemeler yapılarak aynı tepkiler verilir. İki tür genelleme vardır. Bunlar Uyarıcı Genellemesi ve Tepki Genellemesidir.

    Uyarıcı Genellemesi

    Farklı uyarıcılara aynı tepkilerin verilmesidir. Ne genelleniyorsa o çeşitlenir. İsminden de anlaşıldığı üzere uyarıcı genellemesinde uyarıcılar genellenir bu nedenle birden fazla yani çeşitli uyarıcıya aynı tepkilerin verilmesi şeklinde tanımlanabilir.

    Örnek: Bireyin sınıfı temizlediği için öğretmeninden övgü aldıktan sonra aynı şeyi evde yapmaya çalışarak ebeveynlerinden de övgü almaya çalışması.

    Tepki Genellemesi

    Aynı uyarıcılara farklı tepkilerin verilmesidir. Ne genelleniyorsa o çeşitlenir. İsminden de anlaşıldığı üzere tepki genellemesinde tepkiler genellenir bu nedenle birden fazla yani çeşitli tepkilerin aynı uyarıcıya verilmesi şeklinde tanımlanabilir.

    Örnek: Sınıfı temizlediği için öğretmeni tarafından övülen öğrencinin ertesi gün tahtayı silmek için de gönüllü olması.

    Ayırt Etme

    Ayırt etmede genellemenin tersine, organizmanın koşullu uyaranı ayırt etmesi ve sadece bu uyarana tepki vermesidir. Genelleme benzerliklere gösterilen bir tepki iken ayırt etme farklılıklara gösterilen bir tepkidir.

    Örnek: Örnek Kangal köpek tarafından korkutulan bir çocuğun tüm köpeklerden korkması genelleme iken, çocuğun sadece kangal köpeklerden korkması ancak diğer köpeklerden korkmaması ise ayırt etmedir.

  • Sönme – Duyarsızlaşma – Alışma

    Sönme - Duyarsızlaşma - Alışma

    Sönme – Duyarsızlaşma – Alışma – Kendiliğinden Geri Gelme karıştırılan kavramlardır. Bu kavramları aşağıda bulabilirsiniz.

    Sönme

    Pekiştirilmeyen davranışların bir süre sonra gösterilmemesidir. Deneysel çözülme de denilen sönmenin oluşmasında koşullu uyaran-koşulsuz uyaran bitişikliğinin ortadan kaldırılması da oldukça etkilidir. Böylece bu bağ giderek zayıflar ve en sonunda ortadan kalkar.

    • Sönmenin gerçekleşmesi için pekiştirecin ortadan kaldırılması gerekir.
    • Sönme bir kerede oluşmaz. Yavaş yavaş ve aşama aşama oluşur.
    • Sönme ve unutma aynı şey değillerdir.
    • Pekiştirilmeyen tekrarlarda gerçekleşir.
    • Öğrenme ne kadar kuvvetli olmuşsa, sönmeye de o derece dirençli olur.

    Duyarsızlaşma

    Organizmanın bir uyarıcıyla tekrar tekrar karşılaşması sonucu uyarıcıya verilen tepkinin (korku veya kaygı) giderek azalmasıdır. Bu olumsuz tepkiler en sonunda ortadan kalkar ve duyarsızlaşma gerçekleşmiş olur.

    Örnek: Şeftaliden tiksinen birinin şeftali ağaçlarıyla çalışması gerektiğinden bir süre sonra şeftali tiksintisini hissetmemesi. Şeftalilerle sık sık karşılaşıldığı için bir süre sonra tiksinti yok olur.

    Alışma

    Organizmanın bir uyarııcıyla çok sık karşılaşması sonucu bu uyarıcıya verilen fizyolojik ve duyuşsal tepkilerin ortadan kalkmasıdır.

    Örnek: Kasapta çalışan birinin önceleri et kokusunu çok keskin bir şekilde alırken daha sonra artık et kokusunu almamaya başlaması ve bu duruma alışması.

    Duyarlılık Kazanma

    Organizmanın uyarıcıya gösterdiği tepkilerin şiddetinin artmasıdır. Diğerlerinin aksine tepkilerde bir artma olur.

    Örnek: Musluğu bozuk olan birinin bir süre sonra musluğun sesinden daha çok rahatsızlık duyması.

    Kendiliğinden Geri Gelme

    Söndürülen bir davranış, eski davranışı çağrıştıran veya benzeyen uyarıcılara karşı tekrar ortaya çıkabilmektedir. Buna kendiliğinden geri gelme denmektedir. Ancak yeniden ortaya çıkan bu davranışın süresi ve miktarı eskisine göre daha azdır. Kendiliğinden geri gelen davranış eskisinden daha kolay bir şekilde ortadan kaldırılabilir.

    Örnek: Bir köpek, sahibi ıslık çaldığında sahibine doğru koşarsa yiyecekle ödüllendirileceğini öğrenmiştir. Daha sonra ıslık çalındığında sahibine koşan köpeğe hiç bir şey verilmeyerek davranış söndürülmüştür. Artık ıslık çalındığında köpek sahibine doğru koşmamaktadır. Ancak aradan geçen bir hafta sonrasında sahibi ıslık çaldığında köpek tekrar sahibine doğru koşmaya başlamıştır.

  • Pekiştireç ve Pekiştirme

    Pekiştireç

    Pekiştireç davranışın gerçekleşme sıklığını arttırmak için verilen uyarana denir. Pekiştirme ise pekiştirecin verilme işlemine denilir. Pekiştireçler kendi içinde birçok alt dala ayrılmaktadır.

    Klasik koşullanmada pekiştirecin görevini koşulsuz uyarıcı yerine getirmektedir.

    Birincil Pekiştireç

    Öğrenilmemiş, doğal olan pekiştireçlerdir. Fizyolojik ihtiyaçları karşılarlar. Doğuştan getirilen özellikler pekiştirilir. Koşulsuz uyaranın ortaya çıkardığı etkileri çıkartır.

    Örnek: Et, pasta, su, yemek gibi pekiştireçler birincil pekiştireçtir.

    İkincil Pekiştireç

    Öğrenilmiş olan pekiştireçlerdir. Pekiştireç işlevini kazanan uyarıcılar öğrenme yoluyla ortaya çıkmıştır. Koşullu uyaranın ortaya çıkardığı etkileri ortaya çıkarır.

    Örnek: Gülümseme, sarılma, takdiir edilme gibi pekiştireçler, birincil pekiştireçlerdir.

    İkincil Pekiştireçler kendi içinde ayrıca pekiştireçlere ayrılır.

    Sözel Sosyal Pekiştireçler

    Övme, saygı gösterme, ilgilenme, ciddiye alınma ile gerçekleşen pekiştireçlerdir.

    Nesnel Pekiştireçler

    Kitap, oyuncak gibi nesnel pekiştireçlerdir.

    Etkinlik Pekiştireçleri

    Sevilen oyunu oynama, tabletle belli bir süre oynanmasına izin verme gibi etkinliklerden oluşan pekiştireçlere etkinlik pekiştireci denir.

    Sembolik Pekiştireçler

    Para, marka ve not gibi pekiştireçlerdir.

    Olumlu Pekiştireç

    Ortama konulmasıyla davranışın yapılma sıklığını arttıracak, organizmanın hoşuna giden uyarıcılara olumlu pekiştireç denir. Birincil Olumlu pekiştireç ve İkincil Olumlu pekiştireç olmak üzere ikiye ayrılır. Birincil olumlu pekiştireçler ortama konan ve organizmanın hoşuna giden birincil pekiştireçler iken, ikincil olumlu pekiştireçler ortama konan ve organizmanın hoşuna giden ikincil pekiştireçlerdir. Burada olumlu pekiştireçleri diğerlerinden ayıran en önemli özellik pekiştirecin organizmanın hoşuna gitmesidir. Ortama bir uyaran sokulur.

    Örnek: Sabahları odasını toplayan öğrencilere öğretmenin çikolata vermesi.

    Olumsuz Pekiştireç

    Hoşa gitmeyen ve organizmanın sevmediği uyarıcıların ortamdan çıkarılması sonucu davranışın yapılma sıklığını arttıracak uyaranlardır. Olumsuz pekiştireçler de kendi içinde birincil olumsuz pekiştireç ve ikincil olumsuz pekiştireç olmak üzere ikiye ayrılır. Olumsuz pekiştireçte ortama uyaran sokulmaz, ortamdan uyaran çıkartılır.

    Örnek: Öğrencinin fırça yememek için ödevlerini yapması.

    Pekiştirme

    Pekiştirme pekiştirecin ortama verilme işlemine denilir.

    pekiştirme

    Olumlu Pekiştirme

    Olumlu pekiştireçlerin ortama sunularak davranışların ortaya çıkma ihtimalini arttıran işlemdir.

    Örnek: Arkadaşlarına karşı saygılı davranan bir öğrencinin arkadaşları tarafından övülmesi.

    Olumsuz Pekiştirme

    Olumsuz pekiştireçlerin ortamdan çıkartarak davranışların ortaya çıkma ihtimalini arttıran işlemdir.

    Örnek: Öğrencinin bursunun kesilmemesi için ders çalışması.

  • Habercilik ve Bitişiklik

    Habercilik ve Bitişiklik

    Habercilik ve Bitişiklik Klasik Koşullanmanın iki karıştırılan kavramıdır. Bu konuya dair kapsamlı ve açıklayıcı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. Konudaki örnekleri daha iyi anlamanız için Pavlov örneğini ve klasik koşullanma kavramlarını bilmeniz gerekmektedir.

    Habercilik

    Klasik koşullanmada koşullu uyarıcının, kendisinden sonra koşulsuz uyarıcının geleceğini haber vemesidir. Örneğin köpeğin zil sesinden sonra etin geleceğini bilmesi haberciliğe örnektir. İki tür habercilik vardır.

    – Olumlu Habercilik

    İleriye dönük koşullanma olarak da bilinir. Koşullu uyaranın kendisinden sonra koşulsuz uyaran geleceğini haber vermesidir. Pavlov’un klasik koşullanma deneyinde zilin verilmesi etin geleceğinin habercisidir.

    – Olumsuz Habercilik

    Geriye dönük koşullanma olarak da bilinir. Koşullu uyaranın, koşulsuz uyaranın verilmeyeceğine ve geçtiğine ilişkin haber vermesi olarak tanımlanabilir. Örneğin ders bitiminde çalan zil dersin bittiğine ve geride kaldığına ilişkin haber verici nitelik taşır.

    Bitişiklik

    Klasik koşullanmanın gerçekleşebilmesi için koşullu ve koşulsuz uyaranların verilme zamanlarının birbirine yakın olması gerekmektedir. Bu kural bitişiklik olarak da tanımlanır. Bitişiklik ilkesine göre önce koşullu uyaran daha sonra ise koşulsuz uyaran verilmelidir. Pavlov’un deneyinde de önce koşullu uyaran olan zil verilmiş daha sonra ise koşulsuz uyaran olan et verilmiştir. Bitişiklik 3 şekilde gerçekleştirilebilir. Bunlar;

    Eş Zamanlı Koşullanma

    Koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının aynı anda verilmesidir.

    Örnek: Zil ve et aynı anda verilir. Köpek salya akıtmaya başlayınca zil sonlandırılır.

    Gecikmeli Koşullanma

    Önce koşullu uyarıcı daha sonra koşullu uyarıcı devam ederken koşulsuz uyarıcı verilir.

    Örnek: Zil sesi önce verilir ve bu ses devam ederken et verilir. Köpek salya akıtmaya başlayınca zil sonlandırılır.

    İze Koşullanma

    Önce koşullu uyarıcı verilir ve koşullu uyarıcı sonlandırıldıktan sonra koşulsuz uyarıcı verilir.

    Örnek: Zil sesi verilir, sonlandırılır ve et verilir.

  • Klasik Koşullanma – Temel Kavramlar

    Klasik Koşullanma

    Klasik koşullanma ilk kez Pavlov tarafından ortaya atılmıştır. Pavlov köpeklerin sindirim sistemiyle ilgili çalışmalar yaparken rastlantısal olarak Klasik Koşullanmayı keşfetmiştir. Klasik koşullanma nedir sorusuna en basit tanımıyla klasik koşullanma Nötr olan bir uyarıcının, doğal tepkiye yol açan bir uyaranla bir arada verilmesi sonucu nötr uyaranın, koşullu uyaran haline gelmesidir şeklinde cevap verilebilir.

    Tanım karmaşık gelebilir ancak aşağıdaki örnekler ve diğer tanımlarla kolay hale gelecektir. Pavlov köpeğe zil (nötr uyaran) verildiği zaman hiçbir tepki vermediğini ancak et (koşulsuz uyaran) gösterildiği zaman salya salgıladığını fark etmiştir. Bunun üzerine et ve zili bir süre birlikte vermiştir. Daha sonra sadece zili (koşullu uyaran) verdiği zaman salya salgılandığını gözlemlemiştir.

    Klasik Koşullanmada Temel Kavramlar

    Koşulsuz Uyaran

    Doğal, şartsız uyaran da denilir. Organizmada otomatik olarak belli tepkilere yol açan uyaranlardır.

    Örnek: Pavlov deneyindeki Et.

    Koşulsuz Tepki

    Doğal, şartsız tepkiler de denilir. Organizmanın koşulsuz uyaranlara gösterdiği otomatik tepkilerdir. Öğrenilmemiş tepkilerdir.

    Örnek: Köpeğin et gördüğünde salyalarını akıtması.

    Nötr Uyaran

    Tek başına herhangi bir tepkiye yol açmayan uyaranlardır. İlişkisiz uyaran da denir.

    Örnek: Henüz bir şeyle eşleştirilmemiş zil. Köpekte herhangi bir tepkiye yol açmıyordu.

    Koşullu Uyaran

    Nötr uyaranın koşulsuz uyaranla birlikte verilmesi sonucu, koşullu tepkiye yol açan uyaran haline gelmesidir.

    Örnek: Etle beraber verilen zil önceleri nötr uyaranken daha sonra tek başına verildiğinde de salya tepkisine neden oldu. Koşullu uyaran haline geldi.

    Koşullu Tepki

    Koşullu uyarana gösterilen tepkidir. Bu tepkiler öğrenilmiş tepkilerdir. Yaşantılar sonucu oluşmuştur.

    Örnek: Tek başına verilen zile gösterilen salgılama koşullu tepkidir. Ancak ete gösterilen salgılama ise koşulsuz tepkiye örnektir. Burada en önemli fark tepkinin verildiği uyarıcıdır.

    Pavlov’un Klasik Koşullanma deneyiyle ilgili daha fazla bilgi için tıklayabilirsiniz.

  • Transfer ve Ket Vurma

    Transfer ve Ket Vurma

    Transfer ve Ket Vurma Öğrenme Psikolojisinin iki önemli ve karıştırılan kavramlarındandır. Bu kavramları aşağıda örnekleriyle beraber bulabilirsiniz.

    Transfer

    Öğrenmelerin birbirleri üzerine olan etkisidir. Bu etki olumlu veya olumsuz olabilir.

    Olumlu Transfer

    Bir alanda edinilmiş olan bilgilerin başka alanlardaki bilgilerin edinilmesini kolaylaştırmasıdır.

    Örnek: Matematik çalışan birinin fizik sınavından da iyi puan alması

    İleriye Etkin Kolaylaştırma

    Önceki öğrenmelerin sonraki öğrenmeleri kolaylaştırmasıdır. Örneğin motor kullanmayı bilen birinin jet ski kullanmayı daha kolay öğrenmesi.

    Geriye Etkin Kolaylaştırma

    Sonraki öğrenmelerin önceki öğrenmelerin daha etkili yapılmasını sağlamasıdır. Örneğin masa tenisi oynayan birinin normal tenis oynamayı öğrendikten sonra masa tenisini daha oynaması.

    Olumsuz Transfer

    Bir alanda edinilmiş olan bilgilerin başka alanlardaki bilgilerin edinilmesini zorlaştırmasıdır.

    Örnek: Volebol oynayan birinin futbol oynarken zorlanması.

    Ket Vurma

    Öğrenme gerçekleşirken bu öğrenmenin kendinden sonraki ya da önceki öğrenmeyi unutturması, karıştırmasıdır. İleriye ket vurma ve geriye ket vurma olmak üzere ikiye ayrılır.

    İleriye Ket Vurma

    Önceki öğrenmenin sonraki öğrenmeyi unutturması veya hatırlama sürecinde zorluk yaşatmasıdır.

    Örnek: Bilgisayar şifresini değiştiren kişinin aklına eski şifresi sürekli olarak geldiği için yeni şifreyi hatırlayamaması.

    Geriye Ket Vurma

    Sonraki öğrenmenin önceki öğrenmeyi unutturması veya hatırlama sürecinde zorluk yaşatmasıdır.

    Örnek: Bisiklet sürmeyi öğrenen bireyin araba sürmeyi unutması.

    Transfer ve Ket Vurma Farkı

    • Ket vurmada unutma ve karıştırma varken transferde zorlaştırma vardır.
    • Ket vurma engelleyici ve bozucu etki iken transfer destekleyici veya zorlayıcı etki yapar.
    • Ket vurma öğrenme sonrasında gerçekleşirken transfer öğrenme öncesinde veya öğrenme sırasında gerçekleşir.

    Transfer ve Ket Vurma konusu burada sona erdi. Diğer öğrenme psikolojisi konuları için tıklayın.

  • Öğrenen ile İlgili Faktörler

    Öğrenen ile İlgili Faktörler

    Öğrenen ile İlgili Faktörler öğrenen kişiden kaynaklı olan ve öğrenme sürecini etkileyen faktörlerdir. Bunlar türe özgü hazır oluş, olgunlaşma, hazırbulunuşluk, genel uyarılmışlık hali, güdü, dikkat ve eski yaşantılardır.

    Öğrenen ile İlgili Faktörler

    Olgunlaşma

    Bireyde, büyüme sonucu gelişen fonksiyonel yani işlevsel değişiklerdir. Bireyin kendinden beklenen işlevleri yerine getirebilme gücüne sahip olmasıdır. Olgunlaşma çevreden bağımsız, kalıtımsal olarak kendinden gelişen bir süreçtir. 

    Örnek: Bir çocuğun kaslarının oyuncak tutabilecek düzeye gelmesi, bisiklet sürülebilecek düzeyde gelişimin gerçekleşmesi, çocuğun tuvaletini kontrol edebilecek düzeye ulaşması.

    Türe Özgü Hazır Oluş

    Doğuştan donanım anlamına da gelen türe özgü hazır oluş, organizmanın istenen davranışı yapabilmek için gerekli biyolojik donanıma sahip olmasını ifade eder. Öğrenmelerin gerçekleşmesi için asgari ve temel koşul olarak kabul edilir. Organizmanın neyi öğrenip neyi öğrenemeyeceğini belirleyen temel kavramdır.

    Örnek: İnsanlar koşarken belli bir hıza çıkabilirken atlar ve çitalar çok daha hızlı koşabilirler.

    Hazırbulunuşluk

    Bireyin yeni bir öğrenme öncesinde sahip olduğu tüm özelliklerdir. Bireyin gelişimi, tutumu, yaşı, olgunluk seviyesi, gelişimi, ön öğrenmeleri gibi öğrenme üzerinde etkili olan değişkenlerdir. 

    Örnek: Çocuğun okumayı öğrenebilmesi için okumaya isteğinin olması, güdülenmiş olması, hazır olması. Dört işlemi öğrenmek için gerekli ön öğrenmelere ve motivasyona sahip olması.

    Genel Uyarılmışlık Hali

    Genel uyarılmışlık hali organizmanın belli bir uyanıklık düzeyinde bulunarak bu uyarıcıları algılayabilecek durumda olmasıdır. Genel uyarılmışlık düzeyi düşük olan bireylerin dışarıdan uyarıcıları alma kapasiteleri de düşük olurken, genel uyarılmışlık hali yüksek olan bireylerin panik gibi durumlar oluşabilir. Bu nedenle istenen genel uyarılmışlık hali orta düzeydir.

    Örnek: Telefon oynarken ders çalışan bir kişinin sınavdan düşük puan alması.

    Güdü

    Organizmanın içsel süreçlerinin başında gelen, ihtiyaçları karşılamak için harekete geçiren isteğe güdü denir. Güdüler tamamen ortadan kaldırılamazlar. Güdülerin kaynağı ihtiyaçlardır bunun sonucu ise davranışlar olmaktadır.

    Birincil Güdüler – Fizyolojik Güdüler

    Doğuştan getirilen, öğrenilmemiş, yaşamsal öneme sahip güdülerdir.

    Örnek: Açlık, susuzluk, cinsellik gibi güdüler.

    İkincil Güdüler – Sosyal ve Psikolojik Güdüler

    Doğuştan getirilmemiş, öğrenilmiş, yaşamsal önemi olmayan güdülerdir.

    Örnek: Beğenilme, başarı, pekiştirilme gibi güdüler.

    İçsel Güdüler

    Bireyi davranışa geçiren güç bireyin içinden gelir. Dış bir kaynak yoktur.

    Örnek: Başarılı olma, bir şeyleri elde etme.

    Dışsal Güdüler

    Bireyi davranışta bulunmaya iten güç bireyin içinden gelir.

    Örnek: Aferin alma, kendini beğendirme.

    Dikkat

    Kişinin zihinsel süreçlerini tek bir noktaya odaklamasıdır. Dikkatin bazı türleri vardır.

    İstemli Dikkat – Seçici Dikkat

    Dikkatin birey tarafından istenen noktaya yöneltilmesidir.

    Örnek: Kalem almak isteyen kişinin yalnızca kırtasiyelere odaklanması

    İstemsiz Dikkat

    Kişinin istememesine rağmen dikkatini belli bir noktaya yöneltmek zorunda kalmasıdır.

    Örnek: Ders çalışırken yan tarafta kavga eden komşularını dinlemek zorunda kalan öğrenci.

    Bölünmüş Dikkat

    Kişinin dikkatini aynı anda birden fazla etkene yöneltebilmesidir.

    Örneğin kişinin yemek yerken video izlemesi.

    Eski Yaşantılar

    Öğrenilmiş eski bilgilerle yeni bilgiler birbirlerini etkilerler. Bu öğrenmeler aktarılır. Yeni öğrenmeler eski öğrenmeler üzerinde etkiliyken, eski öğrenmeler de yeni öğrenmeler üzerinde etkilidir.

    Öğrenen ile İlgili Faktörler konusu burada sona erdi. Diğer konuları aşağıda bulabilirsiniz.

  • Öğrenme Psikolojisi Temel Kavramlar

    Öğrenme Psikolojisi Temel Kavramlar

    Psikoloji genel olarak insan ve hayvan davranışlarını inceleyen ve bu davranışların altındaki nedenleri araştıran bilim dalıdır. Öğrenme psikolojisi ise öğrenmeyi oluşturan ve etkileyen etmenleri, öğrenme süreçlerini, bireyler arasındaki öğrenme farklılıklarını inceleyen bir bilim dalıdır.

    Öğrenme Psikolojisi Temel Kavramları

    Öğrenme Psikolojisi Temel Kavramları 2 ana başlıktan oluşur. Bunlar;

    1. Davranışın Oluşumu

    İnsan davranışlarını oluşturan temel kavramlar uyarıcı-tepki ve karşılık ilişkileridir.

    Uyarıcı: Organizmanın davranışta bulunmasını sağlayan değişkendir.

    Örnek: Annenin çocuğa bir soru sormanı

    Tepki: Organizmanın uyarıcıya verdiği reaksiyona verilen addır.

    Örnek: Çocuğun annesinin sorduğu soruya cevap vermesi.

    Karşılık: Organizmanın tepkisine çevrenin verdiği tepkilerdir. Bu perkiştime ve ceza olabilir.

    Örnek: Annesinin çocuğa doğru bildiği için şeker vermesi.

    2. Davranış ve Davranış Türleri Türleri

    Davranışlar kendi aralarında öğrenilmiş davranışlar ve öğrenilmemiş davranışlar olarak ikiye ayrılır.

    Öğrenilmemiş Davranışlar

    Organizmanın öğrenme ürünü olmayan davranışlarına denir. Bu davranışlar çok çeşitli olabilir. Aşağıda bazı öğrenilmemiş davranış türleri verilmiştir.

    • Refleks
    • İçgüdü
    • Geçici Davranışlar (Sarhoşluk, narkoz etkisiyle yapılan davranışlar)
    • Homeostatik Denge
    • Büyüme
    • Olgunlaşma

    Örnek: Sindirim, nefes alma ve kalp atışı gibi fizyolojik olaylar. Korkulduğunda verilen refleksler gibi davranışlar.

    Öğrenilmiş Davranışlar

    Öğrenme sonucu meydana gelen kalıcı izli davranışlara denir.

    Öğrenilmiş davranışların özellikleri:

    • Öğrenmenin tekrar ve yaşantı ürünü olması
    • Öğrenme sonucunda davranış değişikliği meydana gelmesi
    • Değişikliğin kalıcı olması

    Örnek: Öğrencinin matematik sorusu çözebilecek hale gelmesi.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı