Rehberlik ve Özel Eğitim

  • Davranışçı Yaklaşım

    Davranışçı yaklaşım

    Davranışçı yaklaşım insan zihninin boş bir levha şeklinde dünyaya geldiğini savunan bir psikolojik danışma yaklaşımıdır. Davranışçı yaklaşımın öncüleri Watson, Pavlov, Bandura ve Skinner’dir. Aşağıda davranışçı yaklaşım hakkında daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

    Davranışçı Yaklaşımın Temel Özellikleri

    Bu yaklaşıma göre insan ne iyi ne kötüdür. Yani insana olan bakış açısı nötr’dür. Yukarıda da belirtildiği gibi insan zihni doğduğunda boş bir levha gibidir. Bu anlayışa tabula rasa da denilir. Tabula rasayı ortaya atan kişi John Locke’dur. Bu nedenle kişiliği belirleyen davranışların tümü çevre tarafından öğretilir.

    Davranışların öğrenildiğini savunun davranışçı kurama göre kişiliği en çok etkileyen faktör çevredir. Bu nedenle insanın kişiliğinin ve sorunlarının belirleyicisi çevredir. Davranışçı kuram geleneksel eğitim tanımı olan istendik davranışları kazandırma amacını güder. Bu nedenle kişiye istendik davranışların öğretilmesi ana amaçtır. Psikolojik Danışmada da bu amaçlanır.

    Davranışçı kuram insana mekanik bir bakış açısıyla bakar. Eğer çevre kontrol altında tutulursa kişi istenildiği gibi yönlendirilebilir anlayışı hakimdir. John Watson’un şu sözü de davranışçı yaklaşımı özetler niteliktedir.

    “Bana eğitmem ve büyütmek için sağlıklı, iyi yapılanmış bir düzine çocuk verin. Atalarının mesleği ve ırkı ne olursa olsun ben onların yeteneklerine, eğilimlerine, meziyetlerine, yatkınlıklarına aldırmaksızın, onlardan size, kendi seçimime göre doktor, avukat hatta dilenci ve hırsız yapayım.”

    John Broadus Watson

    İstendik davranışların öğretilmesi için de bazı davranışçı kuramlardan yararlanılır. Bunlar edimsel koşullanma ve klasik koşullanma başta olmak üzere birçok davranışçı kuramdır.

    Davranışçı kuramın kullandığı birçok teknik vardır. Bunlar öğrenme psikolojisi başlığında ayrıntılı olarak verilmiştir.

    Bu tekniklere ayrıntı olmadan özet şeklinde bakmak isterseniz de Davranışçı Yaklaşım Teknikleri konusunu ziyaret edebilirsiniz.

    Davranışçı yaklaşım konusu burada sona erdi.

    Diğer Rehberlik ve Özel Eğitim konuları için tıklayın.

  • Bilişsel Yaklaşım

    Bilişsel Yaklaşım

    Bilişsel Yaklaşım Aaron Beck tarafından temsil edilen bir psikolojik danışma yaklaşımıdır. Bilişsel Yaklaşım kendi içinde üçe ayrılır.

    Bunlar

    • Gestalt Yaklaşımı
    • Akılcı Duygusal Yaklaşım
    • Gerçeklik Terapisidir.

    Bilişsel Yaklaşıma göre davranışların temelinde kişinin zihinsel süreçleri yatar. Davranışı değiştirmek için zihni değiştirmek gerekir. Bilişsel yaklaşım teknikleri çeşitli tekniklerden oluşur.

    Bilişsel Yaklaşım Akımları

    Gestalt Yaklaşımı

    Gestalt Fritz Perls tarafından ortaya atılmış bir yaklaşımdır. Gestalt Almancada bütün anlamına gelmektedir. Gestalt yaklaşımına göre bütün kendini oluşturan parçaların toplamından daha farklı bir şeydir. İnsan bütün olarak çalışır ve bütünlüğü sever. Bu nedenle yarım kalan işler tamamlanmalıdır. Yarım kalan işler insanın ruh sağlığını etkileyecektir. Bu nedenle bu yarım kalan işler tamamlanmalıdır.

    Gestalt yaklaşımına göre şimdi ve burada oldukça önemlidir. Bu kuramın temelinde şimdi ve burada olma vardır. Geçmiş veya gelecekte değil ancak şimdide olmak oldukça önemlidir.

    Diğer ayrıntılı Gestalt yaklaşım teknikleri için tıklayın.

    Akılcı Duygusal Yaklaşım

    Akılcı Duygusal Yaklaşım Albert Ellis tarafından ortaya atılan bir yaklaşımdır. Akılcı duygusal yaklaşıma göre insanlar hem akılcı düşünebilmekte hem de akıl dışı şekilde düşünebilmektedirler. Bu düşünme biçimleri duyguları etkilemekte ve duygular da en nihayetinde ruhsal durumumuz üzerinde çok büyük etkiye sahip olmaktadır. Ellis bu döngüye ABC Modeli adını vermiştir.

    ABC modeline göre A (Olay) – B (Duygular, inançlar) – C (Sonuç) ifade etmektedir. Bu modele göre A B’yi ve B de C’yi etkilemektedir. Önce bir olay yaşanmakta, birey bu olaya karşı duygular ve inançlar geliştirmektedir. Bu inançlar akılcı veya akıldışı olabilmektedir. Görüldüğü gibi sonucu etkileyen şey kişinin akılcı veya akıl dışı inançlarıdır. Bu nedenle Akılcı Duygusal Yaklaşımın temel amacı bu akılcı olmayan inanış ve duyguları akılcı olanları ile değiştirmektir.

    Akılcı Duygusal Yaklaşımla ilgili daha ayrıntılı bilgi için tıklayın.

    Gerçeklik Kuramı

    Gerçeklik Kuramının kurucusu William Glasser’dir. Glasser’şn görüşleri Gerçeklik Kuramının ana hatlarını oluşturur. Bu kuramın temel amacı bireyin başarılı bir kimlik edinmesini sağlamak ve çevresini kontrol edebilmesini sağlamaktır.

    Kişi kendine ilişkin başarılı veya başarısız olduğunu düşündüğü bir kimlik geliştirir. İnsanlar başkalarıyla iyi ilişkiler geliştirmeye, sorumlu davranmaya eğimlidir. Bu kişiliğin gelişmeye olan yatkınlığıyla açıklanabilir.

    İnsan sorumluluk almalıdır. Gerçeklik Terapisi bireyi sorumluluk alması için destekler. Bireyin kendi davranışlarının sorumluluğunu alması ve seçimler yapması oldukça önemlidir.

    Gerçeklik kuramı tekniklerini ayrıntılı olarak görmek için tıklayın.

    Bilişsel Yaklaşım konusu burada sona erdi.

    Diğer Rehberlik ve Özel Eğitim Konuları için tıklayın.

  • Varoluşçu Yaklaşım

    Varoluşçu Yaklaşım

    Varoluşçu yaklaşım insanın anlam arayışı içinde olan özgür bir varlık olduğunu vurgulayan bir psikolojik danışma kuramıdır. Varoluşçu yaklaşımın temsilcileri Rollo May, Viktor Frankl ve Irvin Yalom’dur. Bu yaklaşım hakkında detaylı bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.

    Varoluşçu Yaklaşımın Temel Özellikleri

    Varoluşçu kurama göre insan özgür bir varlıktır. Kendi kararlarını verebilir. Seçim hakkına sahiptir. Ancak insanın yaşamda bir amacı vardır. Bu yegane amaç, insanın varlığını sorgulamasıdır. İnsan ancak bu sorgulamayla kendi hayatını anlamlı kılabilir.

    Daha önce de yazıldığı gibi insanın özgür olduğunu düşünen Varoluşçu Kuram bu özgürlükle beraber aynı zamanda insanın omuzlarına bir yük de yüklemiş olur. Bu yük sorumluluktur. Özgürlük beraberinde sorumluluğu getirir. Bu nedenle danışan sorumluluk alması için yüreklendirilmelidir.

    İnsanı rahatsız eden bir gerçeklik vardır. Bu da ölümdür. Ölüm genellikle insan üzerinde pek hoş duygular yaratmaz. Ölümün hatırlattığı şeyler genel olarak yokluk duygusudur. İnsanın bir gün artık bu dünyada olmayacağını bilmesi kişide hiçlik duygusu yaratır. Bu duyguların üstesinden gelebilmek için bireyin kendi sorumlukları üstlenmesi, yaşamını anlamlı kılması ve özgür yaşama sahip olmalıdır.

    Şimdi ve burada odaklı olmak varoluşçu yaklaşım için oldukça önemli bir noktadır. Şimdi ve burada demek kişinin geçmişle takıntılı şekilde uğraşmaması ve geleceği de aşırı şekilde düşünmemesi ancak yaşadığı ana odaklanmasıdır. Kişinin şimdiyi yaşaması, şimdiyi anlamlı kılması oldukça önemlidir. Bugün üzerinde durulur. Buna uygun sorular da danışman tarafından sorulur.

    Varoluşçu kuramı daha iyi anlamak için Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı adlı kitabını okuyabilirsiniz.

    Varoluşçu Yaklaşım konusu burada sona erdi. Diğer rehberlik konuları için tıklayın.

  • Psikolojik Danışma Kuramları

    Psikolojik Danışma Kuramları

    Psikolojik Danışma Kuramları Hümanist Yaklaşım, Psikanalitik Yaklaşım, Varoluşçu Yaklaşım, Bilişsel Yaklaşım, Transaksiyonel Yaklaşım, Gestalt Kuramı, Akılcı Duygusal Yaklaşım, Gerçeklik Terapisi ve Eklektik Yaklaşımdan oluşmaktadır. Bu psikolojik danışma kuramlarını aşağıda bulabilirsiniz.

    Psikolojik Danışma Kuramları ve Temel Özellikleri

    Hümanist Yaklaşım

    Hümanist yaklaşımın diğer adı insancıl yaklaşımdır. İnsanın doğuştan iyi olduğuna inanan ve insanın kendi kendisine yetecek kapasiteye sahip olduğunu savunan bir kuramdır. Ayrıca her insan kendini gerçekleştirme eğilimi ile dünyaya gelmektedir. İnsanın bu ihtiyacına da değer verilmeli, kendisini gerçekleştirmesine katkıda bulunulmalıdır. Kötü olan insanların kötü oluşunu çevreye bağlar. Bu nedenle insanlar masumdur. İnsanları kötülüklere iten şey aslında çevredir.

    Hümanist Yaklaşımda danışman ve danışan arasında eşit düzeyde bir ilişki vardır. Bazı yaklaşımlarda olduğu gibi danışman kendini otorite olarak görmez. Danışanın kişiliğine saygı duyulur. Danışan cesaretlendirilerek kendi hayatını yönlendirme ve düzene koyma şansı verilir. Böylece danışanın özerkliğine de saygı duyulur.

    Varoluşçu Yaklaşım

    Varoluşçu kurama göre insan özgür bir varlıktır. Kendi kararlarını verebilir. Seçim hakkına sahiptir. Ancak insanın yaşamda bir amacı vardır. Bu yegane amaç, insanın varlığını sorgulamasıdır. İnsan ancak bu sorgulamayla kendi hayatını anlamlı kılabilir. Kendi hayatını anlamlı kılabilecek olan kişi insanın kendisinden başkası değildir.

    Daha önce de yazıldığı gibi insanın özgür olduğunu düşünen Varoluşçu Kuram bu özgürlükle beraber aynı zamanda insanın omuzlarına bir yük de yüklemiş olur. Bu yük sorumluluktur. Özgürlük beraberinde sorumluluğu getirir. Bu nedenle danışan sorumluluk alması için yüreklendirilmelidir.

    İnsanı rahatsız eden bir gerçeklik vardır. Bu da ölümdür. Ölüm genellikle insan üzerinde pek hoş duygular yaratmaz. Ölümün hatırlattığı şeyler genel olarak yokluk duygusudur. İnsanın bir gün artık bu dünyada olmayacağını bilmesi kişide hiçlik duygusu yaratır. Bu duyguların üstesinden gelebilmek için bireyin kendi sorumlukları üstlenmesi, yaşamını anlamlı kılması ve özgür yaşama sahip olmalıdır. Bunlar varoluşçu kuramın temel özellikleridir.

    Psikanalitik Yaklaşım

    Psikanalitik yaklaşımın kurucusu Sigmund Freud’dur. Freud insanın dünyaya iki temel içgüdü ile geldiğini ortaya atmıştır. Bu iki temel içgüdü saldırganlık ve cinselliktir. Bu iki temel içgüdü beraberinde bazı çatışmaları da getirir. Bu çatışmaların sağlıklı çözülememesi bireyin bu güdülerden doğan sorunları bastırır ve bilinçaltına atar. Bu da daha sonraki yaşamı derinden etkiler. Bu kuram psikolojik danışma kuramları içerisinde öneme sahiptir çünkü kendisinden sonra gelen tüm yaklaşımları bir ölçüde etkilemiştir.

    Freud ayrıca Psikoseksüel Gelişim Kuramını da ortaya atmıştır. Psikoseksüel gelişim kuramı Psikanalitik Kuram içerisinde yer alan, oral, anal, fallik, gizil ve genital dönemden oluşan çok boyutlu bir kavramdır. Psikanalitik kuram kişiliğin gelişiminin özellikle ilk 6 yılda geliştiğini, daha sonra bu kişilik özelliklerini değiştirmenin zor olduğunu söyler. Bu deterministik bakış açısı Psikanalitik kurama yöneltilen birçok eleştirinin çıkış kaynağıdır.

    Freud ayrıca ortaya yapısal kuramı da atmıştır. Yapısal kurama göre bu yapılar bireyin sahip olduğu, kişiliğin yapısını oluşturan, çatışma ve dengenin kaynağını oluşturan yapılardır. Bu yapılar İd (Altbenlik), Ego (Benlik) ve Süperego (Üstbenlik)’dur.

    İd kişiliğin doğuştan gelen yanıdır. Bu biyolojik yan haz ilkesine göre çalışır ve cinsellik ve saldırganlık bu bölümde bulunur.  İd haz ilkesi ile çalıştığı için, isteklerinin hemen yerine getirilmesini ister, ertelemeye pek tahammülü yoktur. Kişiliğin bu yanı toplumdaki ahlak ilkelerini, mantık ilkelerini, koşulları ve gerçekliği dikkate almaz. Tek önemli olan şey arzuların, ihtiyaçların ve isteklerin karşılanmasıdır. 

    Ego kişiliğin mantıklı yanıdır. Gerçeklik ilkesine göre hareket eder. Temel işlevi uyum olan bu benlik durumunun diğer işlevleri ise düzenleme, denge sağlamadır. Süperego ve id arasında uyum sağlamak ve ikisinin istekleriyle baş etmek de görevleri arasındadır.

    Süperego kişiliğin toplumsal değerleri önemseyen yanıdır ve ahlak ilkelerini oldukça önemseyerek çalışır. İnsani değerleri, vicdanı temsil eder. İdeal olana ulaşmaya çalışırken aynı zamanda id’i sınırlandırır.

  • Hümanist Yaklaşım

    Hümanist Yaklaşım

    Hümanist yaklaşım insanın özünde iyi olduğunu savunan bir psikolojik danışma kuramıdır. Yaklaşımın öncüleri Carl Rogers ve Abraham Maslow’dur. Hümanist yaklaşım insanın saygıya değer bir varlık olduğunu savunur. Hümanist yaklaşım hakkında daha fazla bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.

    Hümanist Yaklaşımın Temel Özellikleri

    Hümanist yaklaşımın diğer adı insancıl yaklaşımdır. İnsanın doğuştan iyi olduğuna inanan ve insanın kendi kendisine yetecek kapasiteye sahip olduğunu savunan bir kuramdır. Ayrıca her insan kendini gerçekleştirme eğilimi ile dünyaya gelmektedir. İnsanın bu ihtiyacına da değer verilmeli, kendisini gerçekleştirmesine katkıda bulunulmalıdır. Kötü olan insanların kötü oluşunu çevreye bağlar. Bu nedenle insanlar masumdur. İnsanları kötülüklere iten şey aslında çevredir.

    Danışman ve danışan arasında eşit düzeyde bir ilişki vardır. Bazı yaklaşımlarda olduğu gibi danışman kendini otorite olarak görmez. Danışanın kişiliğine saygı duyulur. Danışan cesaretlendirilerek kendi hayatını yönlendirme ve düzene koyma şansı verilir. Böylece danışanın özerkliğine de saygı duyulur.

    Hümanist yaklaşım en temel amaçlarından biri de kişinin benlik saygısını yükseltmektir. Benlik saygısını yükseltmek ise kişinin ideal benliği ile gerçek benliği arasındaki farkı azaltmakla mümkündür. Bu kurama göre gerçek benlik ve ideal benlik arasındaki farkın artması kişinin benlik saygısını da olumsuz yönde etkileyecektir.

    Gerçek Benlik: Bireyin kendini algılayış şeklidir. Bireyin kendisi hakkındaki düşünceleri ifade eder.

    İdeal Benlik: Bireyin olmak istediği ve kendisini görmek istediği benlik türüdür. Kişinin ben kim olmak istiyorum sorusuna verdiği cevaptır.

    Hümanist yaklaşımın iki kolu vardır. Bunlar Rogers’ın geliştirdiği Danışandan Hız Alan Yaklaşım ve Maslow’un geliştirdiği İhtiyaçlar Hiyerarşisi’dir.

    Aşağıda Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi verilmiştir.

    Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

    Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

    Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisine göre en temelde 5 ana ihtiyacımız vardır. Bunlar fiziksel ihtiyaçlar, güvenlik, sevgi – ait olma, saygı – statü ve kendini gerçekleştirmedir.

    Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Temel Özellikleri

    İhtiyaçlar piramidindeki sıralama tamamen katı bir sıralama değildir. Birey bir ihtiyacını henüz karşılamamışken diğer ihtiyacına geçebilir. Örneğin 2. Dünya Savaşı sırasında esaret altında olan Anne Frank, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken günlük tutmaya devam etmiştir. Ya da bir sanatçı karnını doyurmakta zorlanırken resim çizmeye devam edebilir. Yani fiziksel ihtiyaçlar karşılanmadan da diğer ihtiyaçlar karşılanabilir.

    İhtiyaçlar hiyerarşisini simgeleyen üstteki piramit evrensel özellik taşımaktadır. Buradaki ihtiyaçlar dünya üzerindeki herkes için aydınıdır. Ancak özel olarak ihtiyaçlar değişebilir. Örneğin bir kültürde koyunlara sahi olmak saygınlık ihtiyacını karşılamaktayken öteki kültürde bu saygınlık için yeterli olmayabilir. Ancak temel, evrensel ve değişmez olan şey saygınlık ihtiyacının ve piramitteki diğer ihtiyaçların varlığıdır.

    Bir davranış sadece tek bir nedenle ortaya çıkmamaktadır. Örneğin açlık ihtiyacı biyolojik bir ihtiyaç olabilirken aynı zamanda psikolojik olarak rahatlamayı sağlayan bir davranış olarak da karşımıza çıkabilir.

    Piramitteki üst ihtiyaçların ortaya çıkması alttaki ihtiyaçların doyurulmasıyla ilgilidir. Ancak bu ihtiyaçların tamamen doyurulması gerekmez. Bazı durumlarda bu ihtiyaçların az bir miktarda doyurulması da bir üst basamaktaki ihtiyaçların ortaya çıkması için yeterli olabilmektedir.

    Hümanist Yaklaşım konusu burada sona erdi. Diğer rehberlik konuları için tıklayın.

  • Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı

    Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı

    Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı Rehberlik Müfredatı, Bireysel Planlama, Müdahale Hizmetleri ve Sistem Desteği unsurlarından oluşan, gelişimsel rehberlik modelinin uygulanmasıyla oluşan rehberlik programdır. Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı 2007 yılından beridir uygulamadadır.

    Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı Unsurları

    Rehberlik Müfredatı

    Rehberlik Müfredatı’nda yapılandırılmış grup çalışmalarıyla uygulanmakta olan yeterlilik alanları vardır. 7 yeterlilik alanı bulunmaktadır. Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programının merkezinde yer alır. Sınıf içi etkinlikler ve kazanımlar da bu başlık altında değerlendirilebilir.

    Bu yeterlilik alanları;

    • Okula ve Çevreye Uyum
    • Kendini Kabul
    • Kişiler arası İlişkiler
    • Toplum ve Aile
    • Eğitsel Başarı
    • Güvenli ve Sağlıklı Yaşam
    • Eğitsel ve Mesleki Gelişim

    Bireysel Planlama

    Bireysel Planlama öğrencinin eğitsel ve mesleki alanda yaşadığı sorunlara yardımcı olma açısından sunulan yardımları ifade eden unsurdur. Bireye uygulanan test ve envanterler gibi öğrencinin bireysel gelişimine destek olacak çalışmaları da içerir.

    Bireysel Planlama kapsamında bireylere sunulan yardımlar;

    • Bireyi Tanıma
    • Bilgi Sunma
    • Yöneltme
    • İzleme

    Müdahale Hizmetleri

    Müdahale Hizmetleri adından da anlaşılacağı üzere acil müdahale gerektiren, acil durumlarda verilen krize müdahale etkinliklerini içeren hizmetlerdir. Bu hizmetler problem durumundan olumsuz etkilenen öğrencilere verilir.

    Müdahale Hizmetleri kapsamında öğrencilere verilen hizmetler;

    • Psikolojik Danışma
    • Krize Müdahale
    • İyileştirici Rehberlik
    • Sevk

    Sistem Desteği

    Yukarıda verilen 3 program bileşenini destekleyen, program ve personeli destekleme etkinliklerine sistem desteği denir.

    Sistem Desteği kapsamında verilen hizmetler;

    • Müşavirlik Hizmetleri
    • Program Yönetimi
    • Profesyonel Gelişim (Psikolojik Danışmanın kendini geliştirmesi)
    • Okul toplum ilişkisi
    • Araştırma geliştirme hizmetleri

    Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı Özellikleri

    Bu program en temelinde sınıf öğretmenlerinin sınıflarında rehberlik saatinde uygulaması için hazırlanmış olan bir programdır. Bu nedenle okul pdr programı değil, bu programın bir yönünü oluşturan yalnızca bir parçasıdır.

    Programın diğer derslerle bağlantısı vardır. Örneğin Türkçe dersinde işlenilen konu ile ilgili rehberlik saatinde bir etkinlik yaptırılır. Bu, programın öğelerinden olan rehberli müfredatı etkinliklerinden sayılmaktadır.

    Program hazırlanırken temel alınan asıl unsur öğrencilerin gelişim özellikleridir. Bu nedenle temelinde gelişimsel rehberlik modeli vardır. Bu nedenle programda yer alan kazanımların ölçülmesinde sonuç değil, süreç ağırlıklı bir çalışma yürütülür.

    Programda yer alan etkinliklerin çoğu sınıf rehber öğretmeni tarafından uygulanması gerekir. Ancak bazı etkinlikler özel bilgi ve deneyim gerektirmektedir. Bu etkinlikleri de psikolojik danışman uygular. Okulda psikolojik danışman yoksa RAM‘dan gelen uzman bu etkinliği uygular.

    Kapsamlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı konusu burada sona erdi. Diğer rehberlik konuları için tıklayın.

  • Rehberlik Modelleri – 5 Rehberlik Modeli

    Rehberlik Modelleri

    Rehberlik Frank Parsons’un 1908’de Mesleki Rehberlik bürosu kurmasıyla . Rehberliğin ortaya çıkmasından sonra rehberliğin nasıl yapılacağını gösteren rehberlik modelleri ortaya çıkmıştır. Bu rehberlik modelleri sırasıyla Parsons Modeli, Eğitimle Kaynaştırılmış Model, Özellik Faktör Modeli, Karar Vermeye Yardımcı Model ve Gelişimsel Rehberlik Modeli’dir. Bu rehberlik modellerini aşağıda bulabilirsiniz.

    Parsons Modeli

    Rehberlik modelleri içerisinden ilk model olan Parsons Modeli’nin kurucusu olan Frank Parsons 1908’de Boston’da mesleki rehberlik bürosu kurarak rehberliği ilk başlatan kişi olmuştur. Parsons modeli de bu mesleki rehberlik bürosunda bireylerin mesleki seçimlerine yardımcı olmak amacıyla geliştirilmiştir. Parsons yaptığı çalışmalarla niteliksiz işçileri kendilerine uygun mesleklere yöneltmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle bu dönemde rehberlik, mesleklere yönlendirme ile eşleştirilmiştir.

    Parsons’un yaptığı çalışmalar klinik model adıyla da bilinen özellik faktör modelinin de temelini oluşturmuştur. Bu model aynı zamanda ölçek kullanımını da teşvik etmiştir. Ölçekler kullanılmış, kişilerin uygun olduğu meslekler belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun yanın sıra meslekleri tanıtan broşür ve kitaplar da bu süreçte kullanılmıştır.

    Parsons Modeli üç aşamadan oluşmaktadır.

    1. Bireylerin incelenmesi.
    2. Mesleklerin incelenmesi
    3. Bu iki faktörden elde edilen verilerin karşılaştırılıp eşleştirilmesi. Bu yolla özellikleri en çok uyuşanları bu mesleklere yöneltme işleminin yapılması.

    Eğitimle Kaynaştırılmış Model

    Brewer’e göre eğitim ve rehberliğin amacı aynıydı. Bu nedenle rehberlik bireyin okula, çevresine uyumunu sağlamalıdır. Eğitimin de rehberliğin de amacı olan bireyin çevresiyle uyumlu, sağlıklı, başarılı ve üretken olması sağlanmalıdır. Bireylere bu sayılanlar ders gibi öğretilmelidir. Eğitimle kaynaştırılmış model rehberliğin okullara girmesini sağlamış ve rehberliğin ders saati olarak diğer dersler arasında yer almasına önemli katkılarda bulunmuştur.

    Parsons modeli genel olarak yetişkinlere hizmet vermekteydi. Yani eğitimini bitirmiş bireyler parsons modeli ile mesleklere yöneltiliyordu. Bu modelin geç kalmış bir model olduğu gerçeği gün yüzüne çıktıktan sonra bireylere eğitim alırken, okulda rehberlik hizmetlerinin verilmesi düşüncesi güçlendi. Rehberlik eğitimle kaynaştırılarak okullarda sunulmaya başlandı. Eğitimle kaynaştırılmış modeli parsons modelinden ayıran tarihsel gerçeklik bu olmuştur.

    Özellik Faktör Modeli

    Williamson’un geliştirdiği Özellik Faktör Modeli Klinik yaklaşım olarak da bilinen bu yaklaşım özünde Parsons’un modeline oldukça benzemektedir. Özellik Faktör modeli de bireylerin özelliklerinin ayrıntılı incelenmesine önem verir. Sorunun nedenini ortaya çıkarmanın sorunun çözümünde en önemli aşama olduğu görüşünü benimsemiştir. Sorunun nedenleri yeterli bir şekilde belirlenmişse sorunları giderici öneriler verilir. Diğer adı olan klinik yaklaşımdan da anlaşılacağı gibi ölçek, test, gözlem ve diğer araçlara oldukça önem vermektedir. Bu şekilde bilimsel araçlarla çalışılmıştır. Bugün kullanılan birçok ölçme aracının ve toplu doya sisteminin ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

    Karar Vermeye Yardımcı Model

    Bu modele göre rehberlik bir karar verme sürecidir. Rehberliğin bireyin meslek seçiminde karar vermesine yardımcı olması gerektiğini savunmuştur. Ancak bu kapsam giderek artmış ve günlük hayatta tercih durumlarının oluştuğu birçok duruma dahil edilmiştir.

    Gelişimsel Rehberlik

    Gelişimsel rehberlik modeline kadar olan diğer tüm modeller geleneksel rehberlik modelleri arasında sayılmakta, gelişimsel rehberlik ise modern rehberlik modeli olarak ele alınmaktadır. Gelişimsel rehberlik modeli temeline gelişim kuramlarını alır. Bireyin sürekli olarak gelişim halinde olduğunu ve rehberliğin amacının bu gelişimi en iyi şekilde desteklemek olduğunu savunmaktadır.

    Rehberlik sadece yaşamın belli bir dönemine sığdırılamaz. Bireyin gelişimi sürekli olduğu için birey yaşamının her döneminde rehberliğe ihtiyaç duyar.

    Gelişimsel rehberlik bireyin belirli bir yönüne odaklanma kalmaz. Bireyin tüm yönleriyle bütünsel olarak gelişimini destekler.

    Gelişimsel model bireyin kendini ve çevresini tanımasına yardımcı olur. Bireyin problemlerin kişiler arası ilişkilere dayandığı düşünüldüğünden sosyokültürel etmenler göz önünde bulundurulur. Bireyin kendine yetebilmesi ve diğerleriyle doyurucu ilişkiler kurması önemlidir.

    Rehberlik Modelleri konusu burada sona erdi. Diğer Rehberlik konularını görmek için tıklayın.

  • Rehberliğin Örgüt Modelleri

    Rehberliğin Örgüt Modelleri

    Rehberliğin Örgüt Modelleri konusunda Merkezileşmemiş – Uzmanlaşmamış Rehberlik Modeli ve Merkezileşmiş – Uzmanlaşmış Rehberlik Modeli olmak üzere iki konu başlığı bulunmaktadır. Bu modelleri aşağıda tanımları, eksiklikleri ve faydaları ile bulabilirsiniz.

    Merkezileşmemiş – Uzmanlaşmamış Rehberlik Modeli

    Rehberliğin Örgüt Modellerinin ilkinden olan bu anlayışa göre okuldaki rehberlik hizmetlerinden sadece rehber öğretmenler (psikolojik danışmanlar) değil, okulda öğrenci ile ilgilenen tüm personel sorumludur. Bu yönüyle rehberlik programı eğitimden ayrı değil, aksine eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Okuldaki branş öğretmenleri öğretime ilk elden katıldıklarından en çok rehberlik görevi onlara düşmektedir.

    Merkezileşmemiş – Uzmanlaşmamış Rehberlik Modeli’nin uygulandığı bir okulda eğer bir psikolojik danışman varsa bu danışmanın görevi okuldaki rehberlik hizmetlerini koordine etmek ve eşgüdümü sağlamaktır. Bu model her öğretmeni aynı zamanda bir danışman olarak görür.

    Merkezileşmemiş – Uzmanlaşmamış Rehberlik Modeli’nin Faydaları

    Merkezileşmemiş – Uzmanlaşmamış Rehberlik Modeli’nde rehberlik dersleri normal ders gibi verilir. Ayrıca bütün öğretmenler rehberlik hizmetlerinde yer aldığı için hizmetlerin verilmesi kolaylaşır. Ayrıca branş öğretmenleri öğrencileri uzun süre gözlemleme olanağına sahip oldukları için öğrenciyi yakından tanıma şansı elde ederler ve böylece rehberlik hizmetlerinin etkiliği artar.

    Merkezileşmemiş – Uzmanlaşmamış Rehberlik Modeli’nin Eksiklikleri

    Merkezileşmemiş – Uzmanlaşmamış Rehberlik Modeli’nin kusurları ise öğretmenlerin uzmanlaşmadıkları rehberlik konusunda yardım verme konusunda zorunlu olmalarıdır. Ayrıca bu modelde grup rehberliği daha fazla önemsenmektedir. Bu da bireysel rehberliğin arka plana atılmasına sebebiyet verecektir. Kayıtların belli bir yerde toplanmaması, rehberliğin zaman alıp öğretim faaliyetlerini kısıtlaması, hizmet alanında uzmanlaşma sağlanamaması gibi etkenler de bu modelin zayıf yanları arasında sayılabilir.

    Merkezileşmiş – Uzmanlaşmış Rehberlik Modeli

    Rehberliğin Örgüt Modellerinden ikisincisi olan Merkezileşmiş – Uzmanlaşmış Rehberlik Modeli’ne göre rehberlik hizmetleri sadece bu alanda uzmanlaşmış olan Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışman tarafından verilebileceğini savunur. Bu modelde merkezileşmemiş modelde olduğu gibi öğretmenlerin de rehberlik hizmetlerine katılmaları beklenir ancak bu katılım merkezileşmemiş modelde olduğu kadar yoğun değildir. Öğretmenlerin katılımı yalnızca bilgi verme amaçlı olmaktadır. Bu modelin merkezinde ise Psikolojik Danışman vardır.

    Merkezileşmiş – Uzmanlaşmış Rehberlik Modeli’nin Faydaları

    Bu iş için eğitim görmüş, işin uzmanları tarafından yürütülen rehberlik çalışmaları daha nitelikli olmaktadır. Rehberlik hizmetlerinde görev alacak personelin görev ve iş dağılımları açıkça belirtilmiştir. Ayrıca Psikolojik danışmanlar kendi aralarında iş bölümü yapabilirler. Toplu dosya hazırlanması ise başka bir avantajdır. Uzmanlar sadece rehberlik alanına yoğunlaştıkları için psikolojik danışma etkinliği de etkili bir şekilde yapılabilmektedir. Sayılan bu özellikler Merkezileşmiş – Uzmanlaşmış Rehberlik Modeli’nin faydaları arasında sayılabilir.

    Merkezileşmiş – Uzmanlaşmış Rehberlik Modeli’nin Eksiklikleri

    Merkezileşmiş – Uzmanlaşmış Rehberlik Modeli’nin eksiklikleri ise branş öğretmenlerinin kendilerini rehberlik konusunda sorumlu hissetmemeleridir. Böylece rehberlik hizmetleri sadece psikolojik danışmanlara düşerken diğer öğretmenlerin ve yöneticilerin katılımı oldukça sınırlı olur. Ayrıca rehberlik hizmetlerinden görece daha az kişi faydalanabilir. Ayrıca uzman personel çalıştırmak maliyetli olabilir. Rehberlik hizmetleri bilgi verme etkinliklerinden soyutlanabilir. Bu durumda rehberlik hizmetlerinin sadece psikolojik danışma üzerinde yoğunlaştığı görülebilir. Rehberliğin Örgüt Modellerinden Merkezileşmiş – Uzmanlaşmış Rehberlik Modeli’nin eksiklikleri arasında bu özellikler sayılabilir.

    Rehberliğin Örgüt Modelleri konusu burada sona erdi.

    Diğer rehberlik konularını görmek için tıklayın.

    Rehberlik modelleri hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

  • Rehberlik İlkeleri ve Amaçları

    Rehberlik İlkeleri

    Rehberlik İlkeleri ve amaçları Rehberlik ve Özel Eğitim dersini anlamak için oldukça önemlidir. Rehberlik ilkeleri ve amaçları rehberlik hizmetlerinin yürütülmesinde bir çerçeve sağlar. Bu çerçeve rehberlik hizmetlerini yürütecek kişilerin hizmetleri daha iyi yürütebilmesini sağlayacaktır.

    Rehberlik İlkeleri

    Bireysel Farklara Saygı

    Her birey tek ve biriciktir. Her birey farklıdır. Her bireyin kişiliği, yetenekleri, ilgileri, tutumları farklıdır. Bu nedenle rehberlik hizmetleri verilirken bu farklılık göz önünde bulundurulmalıdır.

    Süreklilik

    Rehberlik sadece tek bir anlık değil, sürekli bir hizmettir. Rehberlik belli bir zamanla sınırlanamadığı için öğretimin her kademesinde rehberlik hizmetlerinden faydalanılabilir. Bu ilke gelişim ilkelerinden gelişimin sürekliliğine dayanır. Bireyin her dönemde gelişimi farklıdır ve bu nedenle rehberlik hizmetleri de sürekli olmalıdır.

    İşbirliği

    Rehberlik hizmetlerinin iyi bir şekilde uygulanabilmesi için okul içinde ve dışında tüm kişilerin desteği alınmalıdır. Bu kişiler okulun tüm yöneticileri, uzmanları, öğretmenleri, personelleri ile öğrenci velileri ve diğer kişilerdir. Okul rehber öğretmeninin bu kişilerle işbirliği içinde çalışması gereklidir. Bu işbirliği ve sorumluluk hizmetlerin daha etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayacaktır.

    Tüm Bireylere Dönük Olma

    Rehberlik hizmetleri sorunu olan veya olmayan tüm bireylere dönük yürütülen hizmetlerdir. Rehberlik hizmeti sadece sorunu olan öğrencilere dönüktür şeklindeki anlayış yanlıştır. Bireyin hizmetlerden yararlanması için bir sorununun olması gerekmez.

    Hem Bireye Hem Topluma Dönük Olma

    Rehberliğin merkezinde birey vardır. Yani asıl amaç bireye yardımdır. Ancak yardım yapılırken toplum da göz ardı edilmemeli, toplumun ihtiyaçları da göz önünde bulundurulmalıdır. Önemli rehberlik ilkelerinden olan bu ilke içinde yaşanılan topluma da işaret eder.

    Profesyonellik

    Rehberlik hizmetleri profesyonel bir şekilde planlı ve programlı olarak sunulmalıdır. Rehberlik plan ve programlarının hazırlanmasında uzman rehber öğretmenler çalışmalıdır. Bu hazırlık bir ekip işidir ve işbirliği içinde yürütülmelidir.

    Gizlilik

    Rehberlik hizmetlerinde gizlilik oldukça önemlidir. Yapılan etkinlik ve çalışmalarla elde edilen bilgiler öğrencinin izni olmadan başkaları ile paylaşılmamalıdır. Özellikle psikolojik danışma uygulamasında elde edilen hassas bilgiler başkaları ile paylaşılmamalıdır. Gizlilik ilkesine uyulmaması öğrencinin rehberlik servisine olan güvenini oldukça olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle gizlilik ve güven ilişkisinin sağlanması elzemdir.

    Gönüllülük

    Rehberlik hizmetlerinden faydalanmada gönüllük esastır. Bireyler bu hizmetlerden faydalanmak için zorlanamaz ancak teşvik edilebilir. Unutulmaması gereken ise bu etkinliklerin tamamı, öğretmenler ve öğrencilerin, fark etmeksizin, gönüllü olmasıyla gerçekleştirilebilir.

    Özerklik

    Özerklik bireyin kendi kendine yetebilir olmasıdır. Rehberlik hizmetlerinin temel amaçlarından biri de bireyin kendi kendine yetebilir olmasını sağlamaktır. Bireyin özerkliğine saygı duyulmalı ve bu teşvik edilmelidir.

    Demokratik ve İnsancıl Anlayış

    Demokratik anlayış insanların seçimlerde özgür olduğunu ifade eden bir kavramdır. Her birey seçim hakkına sahiptir ve bu hakka dokunulmamalıdır. İnsancıl anlayış ile kastedilen ise insanın özünde iyi olduğuna inanılmasını ifade eder. İnsanı ne yapmış olursa, nasıl olursa olsun kabul etmeyi de ifade eder. Bu anlayış hümanist yaklaşımın bir parçasıdır.

    Rehberlik ilkeleri burada sona erdi. Aşağıda Rehberlik Amaçlarını bulabilirsiniz.

    Rehberliğin Amaçları

    Kendini Tanıma

    Olanakları Fark Etme

    Uygun Seçimler Yapma

    Çevreye Uyum

    Kendini Gerçekleştirme

    Rehberlik ilkeleri ve amaçları konusu burada sona erdi. Diğer rehberlik konuları için tıklayın.

  • Öğrenci Kişilik Hizmetleri

    Öğrenci Kişilik Hizmetleri

    Çağdaş Eğitim kendi içinde 3’e ayrılır. Bunlar öğretim, yönetim ve öğrenci kişilik hizmetleridir. Öğrenci kişilik hizmetleri, öğretim ve yönetimden ayrı ve öğrencilerin gelişimini destekleyen gelişimsel odaklı hizmetlerdir. Öğrenci kişilik hizmetleri sadece okul içinde değil, okul dışında da sunulan hizmetleri de kapsar.

    Öğrenci Kişilik Hizmetleri Amaçları

    • Öğrencinin çevreyle uyumunu kolaylaştırmak.
    • Öğrencinin güçlü ve sağlam bir kişilik geliştirmesini sağlamak.
    • Öğrenciyi kapasitesinin en üst sınırına kadar geliştirmek.
    • Öğrencinin kendini geliştirmesini sağlamak.
    • Öğrencinin eğitim etkinliklerinden en üst düzeyde faydalanmasını sağlamak.
    • Öğrencinin başarısını yükseltmek.

    Öğrenci kişilik hizmetleri ayrıca öğrencinin barınma, sağlık, beslenme gibi ihtiyaçlarını gidermelerinde de yardımcı olur. Meslek seçme, üst öğrenim kurumu seçme ve gizil güçleri geliştirme gibi konularda da öğrencilere yardım etme bu hizmetlere dahildir. Görüldüğü gibi bu hizmetler çok geniş bir alanı kapsayan hizmetlerdir. Geleneksel eğitim sisteminde bu hizmetler bulunmamakla birlikte, çağdaş eğitim sisteminde bu hizmetler oldukça önemlidir.

    Öğrenci Kişilik Hizmetleri Kapsamındaki Etkinlikler

    Sosyal Yardım Hizmetleri

    • Burs, kredi gibi parasal yardım hizmetleri.
    • Yurt, pansiyon gibi barınma hizmetleri.
    • Kantin, yemekhane gibi beslenme hizmetleri
    • Part-time ve iş bulma.
    • Okula ulaşım, eve ulaşım gibi ulaşım hizmetleri.

    Sağlık Hizmetleri

    • Sağlık eğitimi hizmetleri.
    • Sağlık kontrolleri ve tarama hizmetleri
    • Tedavi hizmetleri.
    • Sağlıkla ilgili önlemleri alma.

    Sosyal Kültürel Hizmetler

    • Spor, sanat, kültür gibi alanlardaki etkinlikleri planlama.
    • Boş zaman değerlendirmeyi öğrenme hizmeti.
    • Öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirebilecekleri fırsatlar sunma.

    Özel Eğitim ve Özel Yerleştirme Hizmetleri

    • İhtiyaca göre ek kurslar.
    • Özel yeteneği olanları geliştirme.
    • Özel yetiştirme hizmetleri verme.
    • Başarısız olanlara başarısızlığı giderici çalışmalar.

    Rehberlik Hizmetleri

    • Psikolojik danışma hizmetleri.
    • Bireyi tanıma hizmetleri.
    • Bilgi toplama ve sunma hizmetleri.
    • İzleme ve değerlendirme hizmetleri.
    • Oryantasyon hizmetleri.
    • Sevk hizmetleri.
    • Plan ve program hazırlama hizmetleri
    • Müşavirlik.
    • Veliyle ilişkiler.
    • Çevreyle ilişkiler.
    • Araşatırma ve değerlendirme.

    Görüldüğü gibi rehberlik öğrenci kişilik hizmetleri içerisinde yer alan bir alt hizmet türüdür. Rehberlik bireyin kendini tanıması, olanaklarını fark etmesi ve bunlar arasında kendine en uygun seçimleri yapabilmesini ve kendini gerçekleştirmesini sağlamayı amaçlayan hizmetlerdir.

    Diğer Rehberlik konularını görmek için tıklayın.

  • Psikanalitik Kuram

    Psikanalitik Kuram

    Psikanalitik kuram kendi içinde bölümlere ayrılan çok katmanlı bir kuramdır. Freud’un kişiliğe ilişkin görüşleri kendi içinde 4 kurama ayrılır. Psikanalitik kuram çok katmanlı, geniş bir yapıdır. Bu kuramlar;

    • Topografik Kuram
    • Güdü Kuramı
    • Yapısal Kuram
    • Psikoseksüel Gelişim Kuramı

    Topografik Kuram

    Topografik kuram Psikanalitik kuram içinde zihnin farklı katmanlarını açıklayan kuramdır. Freud insan zihnini 3’e ayırmıştır.

    Bilinç

    Bireyin dış dünyadan gelen veya kişinin kendisinden uyarıcıların farkında olduğu yaşantıları ifade eden zihin bölümüdür. Farkında olma durumu seçici dikkat ile gerçekleşir. Birey dıştan gelen uyarıcıları seçici dikkat ile fark eder. Düşünce ve duygular bu zihin bölümünde kurulur. Buz dağının görünen kısmıdır.

    Bilinç öncesi

    Bireyin o anda farkında olmadığı ancak isterse farkında olabileceği zihin alanıdır. Birey bu bölümdeki yaşantıları, düşünceleri ve duyguları kolaylıkla bilince getirebilir. Birey bir olayı unutabilir ancak o olayı hatırlatacak bir uyarıcıyla karşılaşması olayın tekrar bilince getirilmesini sağlar.

    Bilinçdışı

    Bireyin farkında olmadığı, hatırlamadığı ve kendini zorlasa bile bilince çıkaramayacağı yaşantıları ifade eder. Bu zihin bölümünde bireyin farkında olmadığı arzu, istek, düşünce ve dürtüler barındırılır. Bunların bilinçdışına itilmesinin sebebi savunma mekanizmalarıdır. Bilinçaltındaki bu öğeler özel tekniklerle bilince çıkartılabilir. Bilinçdışı pasif bir bölüm olarak görünse de aslında, yaşantılarımızı ve günlük yaşamımızı oldukça derinden etkiler.

    Güdü Kuramı

    Güdü kuramı Psikanalitik kuram için önemli bir yere sahiptir. Bireyler dünyaya yaşam ve ölüm içgüdüsüyle gelir.

    Yaşam İçgüdüsü

    Bireydeki üretken eğilimi temsil eder. Bireyin üretmek isteyen tarafıdır. Cinsellik de yaşam güdüsünün türevidir. 

    Ölüm İçgüdüsü

    Bireydeki yok edici eğilimi temsil eder. Bireyin yok etmek isteyen tarafıdır. Saldırganlık da ölüm içgüdüsünün türevidir.

    Libido (Ruhsal Enerji): Cinsel veya saldırgan içgüdülerin kullanıldığı enerjiye verilen genel addır. 

    Yapısal Kuram 

    Bireyin sahip olduğu, kişiliğin yapısını oluşturani, çatışma ve dengenin kaynağını oluşturan yapılardır. 

    Psikanalitik kuram içinde yer alan yapısal kuram 3’e ayrılır

    İD (Altbenlik)

    Kişiliğin doğuştan gelen yanıdır. Bu biyolojik yan haz ilkesine göre çalışır ve cinsellik ve saldırganlık bu bölümde bulunur. İd haz ilkesi ile çalıştığı için, isteklerinin hemen yerine getirilmesini ister, ertelemeye pek tahammülü yoktur. Kişiliğin bu yanı toplumdaki ahlak ilkelerini, mantık ilkelerini, koşulları ve gerçekliği dikkate almaz. Tek önemli olan şey arzuların, ihtiyaçların ve isteklerin karşılanmasıdır. Kişiliğin ilkel yanıdır.

    EGO (Benlik)

    Kişiliğin mantıklı yanıdır. Gerçeklik ilkesine göre hareket eder. Temel işlevi uyum olan bu benlik durumunun diğer işlevleri ise düzenleme, denge sağlamadır. Süperego ve id arasında uyum sağlamak ve ikisinin istekleriyle baş etmek de görevleri arasındadır. Bunu sağlamak için gerektiğinde savunma mekanizmaları kullanır. Akıl yürütme, problem çözme, karar alma gibi üst düzeydeki işlevleri yerine getirir. 

    Süperego (Üstbenlik)

    Kişiliğin toplumsal değerleri önemseyen yanıdır ve ahlak ilkelerini oldukça önemseyerek çalışır. İnsani değerleri, vicdanı temsil eder. İdeal olana ulaşmaya çalışırken aynı zamanda id’i sınırlandırır. İd’in istekleriyle baş edebilmek için suçluluk duygusunu geliştirir. 

    Psikoseksüel Gelişim Kuramı

    Psikoseksüel gelişim kuramı Psikanalitik Kuram içerisinde yer alan, oral, anal, fallik, gizil ve genital dönemden oluşan çok boyutlu bir kavramdır. Psikanalitik kuram kişiliğin gelişiminin özellikle il 6 yılda geliştiğini, daha sonra bu kişilik özelliklerini değiştirmenin zor olduğunu söyler. Bu deterministik bakış açısı Psikanalitik kurama yöneltilen birçok eleştirinin çıkış kaynağıdır.

    Oral Dönem (0-18 Ay)

    Oral kelimesinin anlamı ağız yoluyla olan anlamına gelmektedir. Freud’a göre de bu dönemde öne çıkan kendini ifade ediş biçimi ağız yoluyla olmaktadır. Çocuk çevreyi ağzıyla tanır ve ağız onun için haz alınan temel noktadır. Emme, çiğneme gibi eylemlerle haz alır. Bu dönemde çocuğun id’in nasıl tatmin olduğu gelecekteki kişiliği üzerinde etkili olacaktır. Freud bu dönemde tüm istekleri karşılanan çocukların bağımlı ve aşırı iyimser kişiler olacaklarını, istekleri karşılanmayan çocukların ise ilerde kötümser ve saldırgan kişilik özelliklerine sahip olacaklarını söyler. Bu dönemdeki fiksasyon (saplantı) ise güven eksikliği, alaycılık ve tartışmacılık gibi kişilik özellikleriyle ilgilidir. 

    Anal Dönem (18-36 Ay)

    Anal’ın sözlük anlamı anüsle ilgili olandır. Bu dönemde öne çıkan ve haz bölgesi olan bölge anüs bölgesidir. Çocuğun tuvalet ihtiyacını karşılamak için gerekli olan anüs bölgesindeki kasları olgunlaşmıştır. Çocuk tuvaletini tutmaktan ve bırakmaktan haz duyar. Bu dönemde yaşanacak sorunlu ve katı bir tuvalet eğitimi ilerde çocuğun cimrilik, aşırı düzenlilik gibi kişilik özellikleri geliştirmesine neden olur. İyi bir tuvalet eğitimi ise çocuğun özerkleşmesine katkıda bulunur. Bu dönemde ebeveynlerle tuvalet eğitimi sırasında yaşanan çatışmalar çocuğun bağımlılık, ayrılma ve birleşme gibi duyguları yaşamasına neden olur. 

    Fallik Dönem (3-6 Yaş)

    Fallik dönemde temel haz kaynağı olan organ cinsel organdır. Bu dönemde çocukta görülen yoğun cinsel merakla birlikte erkeklerde oedipus karmaşası, kızlarda ise elektra karmaşası yaşanır. Oedipus karmaşası erkek çocuğunun anneye cinsel ilgi duyması olarak tanımlanabilirken elektra karmaşası ise kızın babaya cinsel ilgi duyması olarak tanımlanabilir. Bu karmaşaların sağlıklı bir şekilde çözümlenebilmesi için çocuğun kendi cinsiyetinden olan ebeveyni ile özdeşim kurması gerekmektedir. Çocuk aynı cinsteki ebeveynini taklit ederek ahlaki değerleri ve cinsiyet rolünü alır. Böylece artık kendi cinsiyetine göre davranışlar sergilemeye başlamış olur. Çocuk artık oyun oynarken de kendi cinsiyetine göre oyuncak seçmekte kendi cinsiyet rollerine uygun davranmaktadır. Ebeveynlerini cinsel kimlik oluşturmak için seçmektedir. Ebeveynlerin cinsiyet rollerine karşı tutumları çocuğun da tutumlarını ve algılarını oldukça derinden etkilemektedir. Bu dönemin sağlıklı olarak atlatılamaması halinde çocukta ilerde saldırganlık, mutsuzluk gibi sorunlarla karşılaşabilmektedir. Psikanalitik kuram içerisinde en çok tartışmaya neden olan bölümdür.

    Gizil (Latent) Dönem (6-12 Yaş)

    Bu dönemde önceki dönemde kazanılan cinsiyet rolleri gibi özellikler özümsenir. Cİnsel ilgi gizlenir ve bastırılır, tüm ilgi okula, derslere ve oyunlara yönlendirilir. Bu dönemde bastırma ve yüceltme savunma mekanizmaları kullanılır. Bastırma savunma mekanizması hoşa gitmeyen davranışların bilinçdışına itilmesi olarak tanımlanırken, yüceltme savunma mekanizması ise toplum tarafından kabul görmeyen isteklerin toplum tarafından kabul görecek davranışlar şeklinde yeniden ortaya çıkmasıdır. Çocuk bir yandan bastırma savunma mekanizmasıyla cinsel ilgi ve dürtüleri yokmuş gibi davranacak ve hissedecek bir yandan ise bu bastırdığı cinsel ilgi ve dürtüleri yüceltme savunma mekanizmasıyla enerjisini başkalarına, ders çalışmaya ve diğer etkinliklere yönlendirecektir. 

    Genital Dönem (12-18 Yaş)

    Aile dışından kişilerle cinsel olarak ilişkiler kurulur. Cinsel fonksiyonlar yerine getirilebilecek olgunluğa ulaşılır. Psikoseksüel kuram içerisinde yer alan son dönemdir.

    Psikanalitik kuram konusu burada sona erdi.

    Bir önceki konu olan Gilligan Ahlak Gelişimi Kuramı için tıklayın.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı